Anasayfa » Sağlık Haberleri » Meme kanseri riskini artıran faktörler!

Meme kanseri riskini artıran faktörler!

Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak biliniyor. Hastalık en çok 40-50 yaş ve sonrasındaki kadınlarda ortaya çıkıyor. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinemese de gelişen teknoloji, değişen yaşam koşulları, çalışma şartları,  yetersiz beslenme ve kilo gibi birçok etken bu hastalığa yol açabiliyor. Ancak alınabilecek bazı önlemlerle meme kanserinden korunmak da mümkün. Özellikle sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma ve düzenli spor yapma oldukça önem taşıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Rafet Yiğitbaşı, hastalık hakkında bilinmesi gerekenleri ve korunma yöntemlerini açıklıyor.YAŞAM KOŞULLARI MEME KANSERİNİ TETİKLEYEBİLİRÇağımızda en sık görülen hastalıklardan biri haline gelen meme kanserinin günümüz kadınlarını büyük oranda tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Rafet Yiğitbaşı, “Öyle ki kansere bağlı ölümlerde akciğer kanserinden sonra 2. sırada meme kanseri yer alıyor. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinemese de bu hastalığı oluşturan birçok risk faktörü olabilir. Sanayileşmenin getirdiği ağır stres ve çalışma koşulları, beslenmedeki yetersizlikler, katkı maddeli ve işlenmiş yiyeceklerle yanlış beslenme, kimyasal kozmetikler, genetik faktörler,  hareketsizlik, kilo ve geç doğum gibi pek çok neden meme kanserinin oluşmasına yol açabilir. Bunların yanı sıra hiç doğum yapmamış ve emzirmemiş olma, alkol-sigara kullanımı da diğer önemli sebepler arasında yer alır. Meme kanseri, kadın sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan biri olsa da nadiren erkeklerde de görülebilir. ” dedi.Meme kanseri; meme dokusunu oluşturan süt yapan hücrelerin ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin amaçsız ve kontrolsüzce çoğalması sonucu gelişir. Bu hücrelerin çoğalabilmesi ve büyüyebilmesi için uzun bir zaman gereklidir. Çoğalan hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına da yayılabilir. Buradaki amaç, meme kanserinin kan ve lenf yoluyla vücuda yayılmadan önce, meme içinde küçük bir kitle halindeyken fark edilip tanı konmasıdır.İLK EVREDE BELİRTİ VEYA AĞRI OLMAYABİLİR Meme kanserinin ilk safhalarında herhangi bir sıkıntı ya da ağrıya sebep olmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Yiğitbaşı, “Ancak kansere işaret eden bazı belirtileri de vardır. Bu belirtiler; memede yeni oluşan boğumlar ya da sertlikler, memelerin arasında yeni oluşan büyüklük farkı, kollar kaldırıldığında memelerin farklı davranışları, memenin birinin değişimi, meme alanında ciltte aniden meydana gelen ve hemen kaybolmayan kırmızılık, cildin bir yerde çekilmesi ya da bir memenin çekilmesi, kol altlarında boğumlar oluşması, memelerin birinden tek taraflı olmak kaydıyla suya benzeyen veya kanlı bir sıvının çıkması olarak sıralanabilir.Meme kanserinin erken evrede belirlenmesi hastalığın tamamen tedavi edilebilme olasılığını artırır. Bu sebeple kadınların bu hastalık konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir. Ancak bu şekilde meme sağlıklarını koruyabilirler. Meme; yapısal ve işlevsel olarak çocukluk, yetişkinlik ve menopoz dönemlerinde pek çok değişim geçirir.” diyor.40-50 YAŞ ARASINDAKİ KADINLAR RİSK GRUBUNDAMeme kanserine yakalanma riskinin 20’li yaşlarda oldukça düşük olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yiğitbaşı, “40-50 yaş arasındaki kadınlarda daha sık rastlanır ve 50 yaş sonrasında ciddi derecede bir artış gösterir. Meme kanseri teşhisi konan kadınların yüzde 50’sini 65 yaş üzeri kişilerin oluşturması, bir kadının yaşamında yıllık incelemelerin ne denli önemli olduğunu da göstermektedir. Bu noktada her kadının meme işlevi ve sağlığı açısından düzenli periyotlarda kontroller yaptırması gerekir. Hatta belli zamanlarda kendilerini muayene etmeleri ve bu konuda duyarlı olmaları şarttır.” dedi.KENDİ KENDİNİZİ MUAYENE EDİN! Hastanın kendi kendine meme muayenesine başlaması için en uygun zamanın 20 yaş sonrası olduğunu belirten Prof. Dr. Yiğitbaşı, “20 yaş ve öncesi meme kanseri görülme olasılığı düşük olduğundan meme kontrolü önerilmez. Muayeneye erken yaşta başlamak hastada aşırı paniğe ve kafa karışıklığına yol açabilir. 20 yaşını geçmiş her kadın, adet dönemi başlangıcından 7-10 gün sonra ayda bir defa kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. 40 yaşına kadar 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise her yıl hekim muayenesinden geçilmelidir. Rahim ameliyatı geçirmiş kadınların da her ayın ilk haftası kendilerine muayene tarihi belirlemeleri gerekir.” diyor.HER KİTLE KANSER OLMAYABİLİR! Memede saptanan her kitlenin meme kanseri olmayabileceğini de söyleyen Prof. Dr. Yiğitbaşı, “Yaşça daha genç kadınlarda fibroadenom ya da kist denilen kanser olmayan kitleler görülebilir. Orta ve daha ileri yaşlardaki kadınlarda oluşan fibrokistik değişiklikler ise ele kitle olarak gelebilir. Bu kitlelerin ağrılı ya da ağrısız olması kanser oldukları anlamına gelmez. Ancak memede fark edilen ve ele gelen bir yapı veya kitle olması durumunda incelemeye alınması gerekir. Eğer memede kitle fak edilirse mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.” dedi.PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR GÖRÜLEBİLİR Kanser tanısının konulmasıyla birlikte hastanın zorlu bir sürece girdiğini söyleyen  Yiğitbaşı, “Bu durum da hastanın psikolojik olarak yıpranmasına neden olabilir. Yapılan araştırmalarda meme kanseri hastası olan bir kişinin psikolojik bir sorunla karşılaşma olasılığının yaklaşık yüzde 50 olduğu belirtiliyor. Bu hastalarda en çok görülen psikolojik sorunlar ise depresyon ve kaygı bozuklukları oluyor.Birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanseri tedavisinde de hastanın moralinin yüksek olması ve stresten uzak olması gerekir. Bu sebeple meme kanseri hastaları, hekim tarafından farklı bir şekilde yönlendirilmediyse ve fiziksel şartları izin veriyorsa normal yaşantılarına devam etmelidirler. Kendilerini dış dünyadan uzaklaştırmak ve içe kapanmak tedavi sürecini uzatabilir. Bu hastalar, hastalık ve tedavi süreci ile ilgili duygularını başka insanlarla da paylaşmalıdırlar. Bu şekilde davranmak hastalığı kabullenmede yardımcı olur ve iyileşme sürecinde oldukça fayda sağlar. Gerektiği durumlarda ise psikolojik destek almaktan çekinmemelidirler” diyor.MEME KANSERİNDEN KORUNABİLİRSİNİZAlınabilecek bazı önlemlerle meme kanserinden korunmanın mümkün olduğunu belirten Yiğitbaşı, “Öncelikle her kadın özellikle menopoz dönemine girdikten sonra beslenmesine çok dikkat etmelidir. A ve C vitamini yönünden zengin taze sebze ve meyveler tüketilmelidir. Hayvansal yağlardan uzak durulmalı, posalı gıdalarla beslenilmelidir. Alkol ve sigara kullanımı bırakılmalı, tütsülenmiş tuzlu ve konserve yiyecekler asla yenmemelidir. İdeal kilonun korunmasına da özen gösterilmelidir. Ayrıca haftada 3-4 saat spor yaparak meme kanseri riski azaltılabilir. Ancak ailesinde meme kanseri hikayesi olan ve genetik testlerde yüksek risk taşıyan hastaların ek korunma yöntemlerine ihtiyaçları vardır. Bunların yanı sıra mümkün olduğunca stresten, ağır ve yorucu çalışma koşullarından uzak durulmalıdır.”dedi.TEDAVİDE ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ Yiğitbaşı, “Meme kanseri tedavisinde en önemli ve belirleyici nokta erken teşhis ve hastalığın evresidir. Tümör 1cm’nin altındaysa cerrahi müdahale yapılır. Cerrahi tedavi dışında ise radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi ve hormonoterapi uygulanır. Bu tedavi yöntemleri hastalığın evresine, hastanın yaşına ve tümörün özelliklerine göre değişkenlik gösterebildiğinden multidisipliner bir tedavi şekli uygulanır.” dedi.KEMOTERAPİYLE MEVCUT TÜMÖR KAYBOLABİLİRCerrahi operasyondan önce kemoterapi uygulamasıyla mevcut olan tümör kaybolabilir. Bu sayede tümörün kemoterapiye verdiği cevap da izlenebilir. Özellikle bazı hastalarda memenin korunması oldukça önem taşır. Meme korunması ancak tümörün kemoterapi sonrası küçülmesiyle sağlanabilir. Meme korunmasıyla hasta ek bir risk almaz. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde kemoterapi uygulamasında önemli ilerlemeler olmuştur.MAMOGRAFİ SONUÇLARI OLUMSUZSA… Meme içerisinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda ise meme koruyucu cerrahiler yapılamaz. Böyle bir durumda memenin mutlaka alınması gerekir. Hastaya yapılan mamografi sonuçlarında yaygın ve kötü kireçlenmeler varsa, meme kanserinin birçok yerde yoğunlaşacağı düşünülüyorsa mutlaka bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır. Daha önce göğüs duvarına radyoterapi uygulanan hastalarda ise, meme koruyucu ameliyatı sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerekebilir. Bu sebeple bu gruptaki hastalara mastektomi uygulanmalıdır. Unutulmaması gereken diğer bir nokta da meme kanserinin deneyimli bir ekip tarafından tedavi edilmesi gerektiğidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.