Warning: Declaration of tie_mega_menu_walker::start_el(&$output, $item, $depth, $args, $id = 0) should be compatible with Walker_Nav_Menu::start_el(&$output, $item, $depth = 0, $args = Array, $id = 0) in /home/vucutorg/public_html/wp-content/themes/jarida/functions/theme-functions.php on line 1904

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/vucutorg/public_html/wp-content/themes/jarida/functions/theme-functions.php:1904) in /home/vucutorg/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
BEN – Vücut – Sağlık – Şifalı Bitkiler https://www.vucut.org Herbalist İbrahim Gökçek Wed, 11 May 2016 06:07:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.2.5 Yeni çıkan benlere dikkat! https://www.vucut.org/yeni-cikan-benlere-dikkat.html/ https://www.vucut.org/yeni-cikan-benlere-dikkat.html/#respond Wed, 11 May 2016 06:07:26 +0000 https://www.vucut.org/?p=14671 Benlerin cilt kanserine sebep olup olmayacağı nasıl anlaşılır?

Vücutta ve yüzde sonradan çıkan benler çoğu zaman zararsız olduğu düşünülse de cilt kanserine işaret edebiliyor. Benlerin renk ve yapısındaki değişikliklerin önemsenmesi ve bu konuda vakit kaybedilmeden uzman yardımı alınması büyük önem taşıyor. Uz. Dr. Lütfiye Çoban ben tanısı ve takibi hakkında bilgi verdi.

35 yaşından sonra çıkan benlere dikkat!

Malign melanom yani cilt kanseri olgularının yarısında fazlası normal deri üzerinde oluşur ve koyu renkli olduğu için yeni bir ben gibi algılanmaktadır. 35 yaşından sonra yeni çıkan benler önemsenmelidir. Hastalık genel olarak 50 yaş ve üzeri uzun süreli kuvvetli güneş ışınlarına maruz kalan insanlarda görülmektedir. Solaryum da ultraviyole ışığı yaydığı için güneş kadar risklidir. Melanoma, hastaların yarıdan daha az kısmında eski bir ben üzerinden gelişir. Eski bir benin renk değiştirmesi, büyüklüğünün artması, üzerinde kabarıklık, kanama olması ya da yara açılması melanoma için işaret olabilir.

50’den fazla beniniz varsa…

Eğer bir kişide 35 yaşından sonra yeni ben oluştuysa ve eski bir bende değişiklik olduysa mutlaka bir uzmana başvurması gerekmektedir. Ayrıca 50 adet ve üzerinde beni olanlar, ailesinde melanom öyküsü bulunan kişiler, daha önce melanoma geçirmiş olanlar, diğer türde cilt kanserine yakalanmış olanlar da yılda bir kez deri muayenesi olmalıdır. Dermatoloji uzmanı genel olarak tüm benleri değerlendirdikten sonra dermoskop adı verilen deri yüzey mikroskobisi ile şüpheli benleri detaylı olarak incelemektedir. Dijital dermoskop kullanılması durumunda görüntülerin fotoğraflanıp saklanması ve her kontrolde karşılaştırma yapılması mümkün olmaktadır. Muayenenin sonucuna göre benin alınması ya da belli aralıklar ile takip edilmesi önerilmektedir.

Risk grubundakiler dikkat!

• Açık tenliler, renkli gözlüler, kızıl saçlılar, çilleri olanlar, güneşte hemen kızarıp hiç bronzlaşamayanlar.
• Çok sayıda beni olanlar.
• Ailesinde cilt kanseri olanlar.
• Daha önce melanoma ya da diğer tür cilt kanseri geçirmiş olanlar.
• 50 yaş ve üzerindeki kişiler.
• Uzun süreli güneşlen kişiler ve solaryuma girenler.
• Çocukluk döneminde ciddi güneş yanığına maruz kalan bireyler cilt kanseri konusunda dikkatli olmalıdır.

Yeni çıkan benlerinizi 1-2 ay arayla takip edin

Vücuttaki benlerin yerlerini ve yapılarını tanıyana kadar haftada bir kez, daha sonra ise 1-2 ay arayla kendi kendine ben muayenesi yapılmalıdır. İyi aydınlanan bir odada, bir adet boy aynası ve bir adet el aynası yardımı ile yeni çıkan ben olup olmadığına ve eski benlerdeki değişikliklere dikkat edilmelidir. Vücut bölgelere ayrılarak incelenmelidir. Ağız içi, kulak içi ve arkasına koltukaltı, parmak araları gibi bölgeler unutulmamalıdır. Saç dipleri için aile bireylerinden yardım alınmalıdır. Daha sonraki muayenelere kılavuz olması için bir şema üzerine işaretlemeler yapılabilir.

Eğer benlerinizin;

• Yapısı asimetrikse
• Kenarlarında düzensizlik varsa
• İçinde birden fazla renk bulunuyorsa
• Çapı büyükse
• Yüzeyinde, boyutunda ve şeklinde değişiklik oluştuysa
• Üzerinde kanama veya kaşıntı başladıysa
• Üzerinde yara varsa uzmana başvurmanız gerekmektedir.

]]>
https://www.vucut.org/yeni-cikan-benlere-dikkat.html/feed/ 0
Vücudunuzdaki gizli tehlike https://www.vucut.org/vucudunuzdaki-gizli-tehlike.html/ https://www.vucut.org/vucudunuzdaki-gizli-tehlike.html/#respond Thu, 05 May 2016 06:13:45 +0000 https://www.vucut.org/?p=14587 Güneşin gittikçe kendini gösterdiği bugünlerde, cilde vereceği zararlara karşı önlem almak gerekir.

Dermatoloji Uzmanı Sevil Özdöl “Güneş ışınlarına fazla maruz kalmak yüz ve vücuttaki benlerin sayılarını ve kansere dönüşme riskini artırır. Ben tanısı ve takibi özellikle bugünlerde mutlaka yapılmalı, benlerde değişiklik görüldüğünde ya da yeni bir ben fark edildiğinde önemsenmelidir” diyor. Uzm. Dr. Sevil Özdöl yaz mevsiminde özellikle dikkat edilmesi gereken benlerle ilgili bilgi verdi.

Erken evrede farkına varmak önemli

Cilt lekeleri özellikle yaz aylarında artış gösterir. Cilt üzerindeki mevcut bir benin büyümesi, kanaması, renk değiştirmesi veya benin üzerinde kanayan yaralar oluşması kanser belirtisi olabilir. Erken evrede teşhis edilen melanomda tümörün olduğu alanın cerrahi olarak çıkarılması yeterlidir. Melanomlar hızla lenf düğümlerine kadar gidebilir ve kısa sürede tüm vücuda yayılarak ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden vücudunda çok sayıda beni olanların yıllık olarak dermatolojik muayeden geçmeleri son derece önemlidir.

Cilt kanseri habercisi olabilir

Benlerin neden olduğu cilt kanseri bakımından riskli grubu, doğuştan olan, doğumsal (konjenital) adı verilen benler oluşturur. Yeni doğan bebeklerin yüzde birinde görülen bu benlerin doktor tarafından dikkatli şekilde takip edilmesi gerekir. Benler genellikle sağlığı bozmaz fakat kanıyorsa, kaşınıyorsa, şekil, renk ve boyut açısından hızlı bir değişime uğruyorsa melanom olma olasılığı nedeniyle ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Halk arasında benin alınmasına karşı olumsuz inanışlar olmasına karşın herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaşılmaz. Ben alındıktan sonra mutlaka patolojik (mikroskobik) değerlendirmeye gönderilmesi gerekir. Çünkü cilt kanserinin habersisi olabilir.

]]>
https://www.vucut.org/vucudunuzdaki-gizli-tehlike.html/feed/ 0
Benleri kuaförde aldırmak çok tehlikeli https://www.vucut.org/benleri-kuaforde-aldirmak-cok-tehlikeli.html/ https://www.vucut.org/benleri-kuaforde-aldirmak-cok-tehlikeli.html/#respond Tue, 15 Mar 2016 07:30:05 +0000 https://www.vucut.org/?p=14025 Yüzde, boyunda ve ensedeki benlerin kuaför gibi yerlerde uzman olmayan kişilere “iple boğularak” aldırılması yönteminin insan sağlığı için tehlike oluşturduğu, bunun yerine doktor müdahalesinin tercih edilmesi gerektiği belirtildi.   Deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Dr. Eda Kibar Atasoy, yaptığı açıklamada, bazı vatandaşların vücutlarının çeşitli bölgelerinde çıkan benleri tıbbi operasyon yerine kuaförde aldırmayı tercih ettiklerini söyledi. Bu uygulamanın çok yanlış olduğunu belirten Atasoy, bu müdahaleler sonrasında çok sayıda kişinin sıkıntı yaşayarak kendilerine müracaat ettiğini anlattı.

Atasoy, ”et beni” ve diğer benlerin birbiriyle karıştırıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:   “Vücudumuzu tanımıyoruz. Yüzümüzde, ense ve boyunda çıkan benlerin sadece görsel olarak güzel durmadığını düşünüp gidip kuaföre aldırıyoruz. Bu yüzden de sonrasında problemler yaşıyoruz. Benlerin renkleri, boyutları, sayıları çok önemli. Bir uzmanın müdahale etmesi gerekirken, ‘iple boğmak’ suretiyle ben aldırmak çok tehlikeli. Doktora ulaşmak bu dönemde çok basit. Tedavi yöntemleri çok basit. Bizim toplumumuzda yanlış bir inanış var. ‘Tene bıçak dokunursa o yara iflah etmez’ derler. Halbuki bu düşünce çok yanlış. Biz uzmanlar, gerek duyulmadığı takdirde elbette operasyon yapmıyoruz. Ayrıca bir benin bizim yapacağımız operasyonla alınması, ‘iple boğarak’ alınmasından çok fazla güvenilir. Sağlığı riske atmamak gerekiyor.”

“Vücudunuzda 50’den fazla ben bulunuyorsa bir uzmana görünmekte fayda var”    Benlerin çoğu zaman kötü huylu olmadığını vurgulayan Atasoy, son dönemde kullanılan teknolojiler aracılığıyla birkaç dakika içinde benlerin risk durumunu öğrenebildiklerini belirtti.    Atasoy, bir kişide çocukluktan başlayarak ilerleyen yaşlarda ben artışının olabileceğini ifade ederek, şöyle dedi: “Kilo artışı, kilo kaybı, yaşın ilerlemesi gibi durumlarda vücutta ben sayısının artması gayet normal. Benlerin renkleri, büyüme şekillerinin takip edilmesi gerekiyor. Cilt kanserine sebep olabilecek benler olabilir. Vücudunuzda 50’den fazla ben bulunuyorsa kesinlikle bir uzmana görünmelisiniz. Küçük ve zararsız gibi görünen benler hayatınızı olumsuz yönde etkileyebilir. Vatandaşlarımıza tavsiyem meslek dışı insanlara benlerini aldırmamaları. Daha sonra tekrar bizlere geldiklerinde şifa bulmaları uzun sürebiliyor.”

“Vatandaşlar böyle durumlarda doktora danışmalı”   Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Kliniği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zerrin Öğretmen de yüzde çıkan benlerin sıkılmasının çok yanlış olduğunu belirterek, “Vatandaşlar böyle durumlarda doktora danışmalı çünkü eğer bense vücutta çıkan, biz bile ellemiyor hastayı plastik cerrahına yönlendiriyoruz. Benleri kökleriyle birlikte plastik cerrahlar alabilir. Bizler sadece ‘skin tag lezyonları’nı alıyoruz. Benlerin uzman tarafından alınmaması ciddi sorunlara yol açabilir” diye konuştu. AA

]]>
https://www.vucut.org/benleri-kuaforde-aldirmak-cok-tehlikeli.html/feed/ 0
Horlama veya latince ismi snore olan rahatsızlıkla apne https://www.vucut.org/horlama-veya-latince-ismi-snore-olan-rahatsizlikla-apne.html/ https://www.vucut.org/horlama-veya-latince-ismi-snore-olan-rahatsizlikla-apne.html/#respond Thu, 09 Dec 2010 14:41:25 +0000 http://www.vucut.org/?p=525 Horlama (snore) ve apne

Horlama veya latince ismi snore olan rahatsızlıkla apne (geçici süreli nefes kesilmesi) bir birbrinden farklıdır. Horlama yetişkinlerde % 20 oranında görülür ve yaş ilerledikce bu oranda yükselir. Yaşı 60?ı geçen erkeklerde % 60 ve kadınlarda % 40 oranında horlama görülür. Horlamanın ortaya çıkaması üst solunum yollarındaki yumşak damak kaslarının gevşemesi nedeniyle hava dışarı çıkan ses çıkarak çıkar.

Horlama genelikle herhangi bir tehlike azetmesede sadece eşini rahatsız eder ve bazen horlama ile birlikte apne?de görülürse o zaman tehlikeli durumlar ortaya çıkar, çünkü horlama apne?nin bir ön belirtisidir. Horlayan kişi uykusunu alamadığından çoğu zaman, halsizlik, uyuklama ve konsentre olamama gibi haller görülür.

Horlamanın nedenleri:
1-) Aşırı kilolar, uykusuzluk, akşamları geç saatlerde ve çok yemek
2-) Alkol veya uyku hapı nedeniyle damak kaslarının aşırı gevşemesi
3-) Burundaki polip, sinüzit veya burun duvarının eğik olması gibi sebeplerden dolayı burundan nefes alamama
4-) Bademciklerin iltihaplanarak şişmesi, diciğin aşırı uzun olması veya yumşak damak kaslarının gevşemesi nedeniyle horlama
5-) Uyurken ksaların gevşemesi nedeniyle alt çenenin geri düşmesi ve böylece boğazın daralması gibi sebepler horlamaya sebep olur.

Horlama ve apnenin farlılıkları:
1-) Horlama sırasında nefe salış-verişlerinde problem olmaz
2-) Horlama sırasında çıkan gürültü eşin uyuyamamasına ve huzurunun kaçmasına sebep olur.
3-) Horlamada nefef alış-veriş problemi ortaya çıkıyorsa buna ?obstrüktif (tıkayıcı ) uyku apnesi? denir. Obstrüktif uyku apnesi ile düzensiz olarak ortaya çıkan nefes kesilmesi (apne) yukarı nefes yolları ile birlikte birçok rahatsızlığa sebep olur.
4-) Apne başta günboyu yorğunluk, konsentre zafiyeti, yüksek tansiyon, kalp ve akciğer hastalıkları, cinsel yetersizlik, kalp krizi ve beyinkanaması gibi rahatsızlıklara sebep olabilir.

Apnenin belirtileri:
1-) Güç kayıbı
2-) Konsentrasyon zafiyeti
3-) Baş ağrısı
4-) Nöbet şeklinde baş dönmesi
5-) Karekterinde değişimler
6-) İkdidarsızlık
7-) Geceleri sık sık idrar yapmak için kalkma

Horlama tedavi edilebilir.
1-) Ağır kilolardan kurtulmak gerekir, geç saatlerde ağır ve aşırı yemek yememek akşamlarıalkol ve uyku hapı almamak gerekir.
2-) Şayet burundan nefes lınamıyorsa bunun sebebi araştırılırve gerekiyorsa amaliyat yapılılır.
3-) Boğazdaki anaormaliklergiderilir ve bunların başında bademcik şişmesi, dilcikteki veya damaktaki anaormalikler amaliyatla tedavi edilir.
4-) Şayet alt çenede problem varsa amaliyat gerekebilir
5-) Horlamanın nedeni uyku laboratuarlarında yapılan testlerle tam teşhis edilir.

Şayet damak ve yutak bademcik iltihaplanması, şişmesi, damakta kas gevşemesi, sinüzit ve polip gibi rahatsızlıklarda amaliyat gerekmiyorsa Gökçek İksiri ile tedavi yeterlidir. Eğer amaliyat şartsa amaliyattan sonrası içinde immün sistemini güçlendirmek gerekebilir. Ayrıca bademcik iltihaparında adaçayı veya şekerciot kökü tentürü kulanılabilir.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

]]>
https://www.vucut.org/horlama-veya-latince-ismi-snore-olan-rahatsizlikla-apne.html/feed/ 0
Ağız kokusu, Aft, Kötü Ağız Kokusu, nefes kokması ve Önlemi, halitosis https://www.vucut.org/agiz-kokusu-aft-kotu-agiz-kokusu-nefes-kokmasi-ve-onlemi-halitosis.html/ https://www.vucut.org/agiz-kokusu-aft-kotu-agiz-kokusu-nefes-kokmasi-ve-onlemi-halitosis.html/#respond Tue, 07 Dec 2010 10:18:12 +0000 http://www.vucut.org/?p=274

Ağızkokusu ve Aft

Ağız-, ve dişbakımının yetersiz yapılması halinde ağızkokusuna neden olur. Yemek artıklarının dişdiplerinde kalması zamanla kokuşmaya başlar ve bu koku ağızkokusuna sebep olur. Aynı zamanda ağızmukazası iltihaplanması ve dişeti iltihaplanmasıda ağzkokusunun bir diğer faktörüdür. Bazı besinmaddeleride ağızkokusuna sebep olur ve bunların başında soğan ve sarımsağı sayabiliriz. Aırıca mideiltihaplanmasi, bademcikiltihaplanmasi, böbrekhastalıkları, karaciğerhastalıkları ve bağırsakflorasının bozulması ağızkokusu ve idrarkokusuna neden olabilir.

Bağırsak florasının bozulması ile bağırsakta bakteriler, viruslar ve mantarlar çoğalarak ağızkokusuna neden olabilir. Bağırsak mantarları besinmaddelerini zehirli gazlar: metan, etan, propan vb., ve zehirli alkollere: metanol, etanol, propanol, heksanol vb., dönüştürür ve bunlarda ağızkokusuna nedenolur. Dişeti iltihaplanması nedeniyle ortaya çikan ağızkokusuna karşı mi.., tentürü uygundur. Mi…, tentüründen 1-2damla iltihaplı yere sürülür.

Sayet ağızkokusu bağırsaklardan geliyorsa buna karşı Gökçek İksiri, ZYE elde edilen özel ilaç kulanılır. Dişbakımı özelikle et ve balık ve mamülerini yiyince mutlaka iyice fırcalamak gerekir, çünkü bunlar hemen bozularak iltihaplanmaya sebep olabilirler. Bunedenle bağırsak mantarlarını yoketmek gerekir. Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, ayrıca doğal ilaçalardan Gökçek İksiri, Adaçayı veyaMirrakulanılabilir.

Aft, Aphte, Aphtha, Aphtousfever.
Aft diş-, ağızboşluğu-, ve dilmukazasında oluşan iltihaplı ve ağrılı yaralardır (lezyon). Lezyonun etrafında sarımsı kırmızı bir bir şerit mukazanın diğer kısmından ayırır. Aft genelikle sindirim rahasızlıkları olan kişilerde daha çok görülür.

Sebepleri: Aftın oluş sebebi genelikle Herpes simplex-Virüsü olup, daha çok boğaz-, dil-, dişeti-, ve ağızmukazasında oluşur.Normal sağlıklı kişide pek görülmez. Aftı tetikliyen bazı etkenler vardır ve bunların başında turunçgillerden; portakal, limon ve greyfurt ve ayrıca, elma, fıstık, alkol, sigara içme, B12-Vitamin yetersizliği, behçet hastalığı, fındık, kabuklu deniz ürünleri, çikolata ve peynir en önmlileridir

Hastalık belirtileri: Aft küçük beyaz lekelerdir. Bazılarında çok nadir görülüp hemen iyileşirken, bazılarında sürekli olarak olur ve ağızda oldukca yaygın olarak bulunur. Konuşma, gülme, ve yemek yeme kişiye çok ağır gelir ve ağrı vericidir. Aft normal olarak 10-14 günde iyileşir.

Tedavi: Gökçek İksiri virüslerin yerleştiği curufu yokeder. Curufun yok olması ile birlikte açıkta kalan virüsleri bağışıklık sistemi yokeder. Gökçek İksiri ile tedavi mümkündür. Tabii doğru beslenmek şarttı ile, çünkü sağlık için en önemli faktör kılcal kandolaşımıdır. Vitaminler, mineraller, aminoasitler, enzimler vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması ve mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.

Asla peynir yenmemeli, et ve et mamülerine 5-6 ay ara vermeli, çünkü asidoz, iltihap ve curufa sebep olur ve damarlar daralır. Siyah çay ve kahve içilmemeli, çünkü mide ve bağırsakları tahrişeder ve böylece yeterince vitamin, mineral ve aminoasti bağırsaklar absorbe edemez ve rahatsızlıklar ortaya çıkar. Gökçek İksiri vücudu curuf’dan arıtır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir’i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet

]]>
https://www.vucut.org/agiz-kokusu-aft-kotu-agiz-kokusu-nefes-kokmasi-ve-onlemi-halitosis.html/feed/ 0
Güzellik altın oranda gizli https://www.vucut.org/guzellik-altin-oranda-gizli.html/ https://www.vucut.org/guzellik-altin-oranda-gizli.html/#respond Tue, 31 Aug 2010 07:36:44 +0000 http://www.vucut.org/?p=107 “Güzellik bakanın gözünde gizlidir” derlerse de inanmayın.

Çünkü bir araştırma, erkeklerin kadınların bel, kalça oranına bakıp güzel olup olmadıklarına karar verdiğini gösterdi

Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırma kadınların çekiciliklerini bel ölçüsünün kalça ölçüsüne oranının belirlediğini ortaya koydu. Araştırma kapsamında antropolog Barnaby Dixson, dijital ortamda bel, kalça ve göğüs ölçüleriyle oynanmış kadın fotoğrafları gösterdiği denek erkeklerden kadınları çekiciliklerine göre notlamasını istedi. Kızılötesi kameralar fotoğrafları inceleyen erkeklerin göz hareketlerini kaydetti. Araştırma sonunda erkeklerin en çok kalça genişliğinin, bel genişliğine oranı bire, 1.8  olan kadınları çekici bulduğunu ortaya koydu.

Erkekler bu orana sahip  kadınları daha çok beğenmenin yanı sıra bu kadınların sağlıklı ve yüksek doğurganlık oranına sahip olduğunu da düşünüyor. Araştırmalar kadınlarda ‘kum saati’ vücut tipinin birçok kültürde beğenildiğini gösteriyor. İdeal vücut oranına sahip ünlüler arasında Marilyn Monroe, Jessica Alba ve Alessandra Ambrosio da bulunuyor.

]]>
https://www.vucut.org/guzellik-altin-oranda-gizli.html/feed/ 0