‘H1N1 artık mevsimsel grip olarak geçiyor’

Sağlık Bakanlığı Grip Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır, “İnsandan insana bulaşan H1N1 de artık dünyada yayıldı. Yani bunlar mevsimsel grip şeklinde geçiyor artık. Bu sene bunlar var, gelecek sene farklı tipleri olabilir. Solunum sistemini en ağır etkileyen virüsler bu mevsimde salgın yapıyor. O yüzden bu dönemde daha çok konuşuluyor” dedi.

Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, grip vakalarının her sene görüldüğünü ancak halk arasında bu sorunla soğuk algınlığının aynı hastalık olarak bilindiğini söyledi.

Gripte ileri derecede halsizlik, yorgunluk, yüksek ateş, şiddetli baş, eklem ve kas ağrılarının solunum şikayetlerini bastırdığını, soğuk algınlığında ise solunum problemlerinin ön plana çıktığını dile getiren Bakır, bu farklılığın tam olarak anlaşılamaması nedeniyle panik havası oluştuğunu anlattı.

Bakır, birincisi ocak-şubat, ikincisi de mart-nisan aylarında olmak üzere iki kez grip salgınıyla karşılaşılabileceğine vurgu yaparak, “Şu anda kafa karışıklığı var. Televizyonlarda ölüm haberleri geldikçe insanlar farklı şeyler zannediyorlar. Bu zaten her sene oluyordu. Adı domuz gribi olunca insanlar 2007’deki küresel salgın pandemideki telaşı hatırladı. Halbuki o bitti. Artık domuzdan bulaşan bir şey yok. İnsandan insana bulaşan H1N1 ve H3N2 virüsleri var. Bu da artık mevsimsel grip oldu. Eskiden de bunlar hastaneye yatışlara ve ölümlere sebep oluyordu. Virüs özellikle kronik hastalığı olanlarda ölümlere yol açabiliyor çünkü bu kişiler risk grubundalar” diye konuştu.

– “Virüs çoğunlukla kronik hastalığı olanlarda problem oluşturuyor”

Solunum sistemini en kötü etkileyen virüsün influenza olduğunu, bunun da zatürreye yol açabildiğini vurgulayan Bakır, şöyle devam etti:

“Zatürre olduğu zaman kalp yetmezliği olan bir hasta zaten sınırda gidiyor. Bir de akciğerde zatürre gibi bir şey olduğu zaman kalpteki sıkıntı daha da artıyor ve hasta vefat ediyor. Şimdi bunun gibi nörolojik hastalığı olanlar var, karaciğer hastaları var. Hepsi de sınırda gidiyorken artık yetmezlik iyice artıyor ve hasta hayatını kaybedebiliyor. Zaten yaşlıların ya da risk taşıyanların ölümlerindeki en önemli sebep zatürre ve griptir. Genellikle kış aylarında vefat ederler. Biz bunu bilir ve buna göre hastayı karşılarız. Eskiden bu kadar fazla adı konmuyordu, bu kadar fazla test yapılmıyordu. Grip ya da gribal enfeksiyon diyorduk ve daha çok ölümler görüyorduk. Aslında bir şey fark etmedi. Halkı teskin etmek lazım. Bunlar, sağlıklı insanlarda dahi ölüme sebep olabilen virüslerdir. Ama çoğunlukla kronik hastalığı olanlarda problem oluşturuyor. Telaşa gerek yok.”

– “Şimdi halkta bir farkındalık ve algıda seçicilik var”

Bakır, her sene bu virüslerle ilgili hastaneye 10 binden fazla yatış olabildiğini anlatarak, “Türkiye’de her yıl 2-3 milyon insan bu hastalığı geçiriyor. Hastaneye yatanlar daha az. Belki 20-30 bin kişinin yatışı yapılıyor. Bunlardan belki bini, belki 2 bini kaybediliyor. Ama bu vefatların hepsine grip, influenza adı konmamış oluyor. Şimdi halkta bir farkındalık ve algıda seçicilik var. Bu konuda doğru bilgilenmek çok önemli. Aksi durumda paniğe gerek yok. İnsanların bundan korunması için yapması gereken şeyler belli. Hastaysanız evde oturup, dinleneceksiniz. Başkalarına bulaştırmamak için önlem alacaksınız. Elinizi iyi dezenfekte edeceksiniz. İnsanlarla tokalaşmayı azaltacaksınız. Bu tip önlemlerin daha çok alınması gereken bir dönemdeyiz şu anda” diye konuştu.

İnfluenza adı altında birçok virüs olduğunu, bunun en majör gruplarından A’nın da H1N1 ve H3N2 olmak üzere iki tipi bulunduğunu dile getiren Bakır, şunları kaydetti:

“Yani bunların hepsi influenza virüsünün tipleri. En ağır seyirlisi olan da H1N1 ile H3N2. Bunun dışındaki virüsler çok ağır seyirli değil. Mesela grip sezonu öncesinde rino virüsü salgın yaptı ama kimse bunu anlamadı. Neden? Daha hafif seyirli, bizim soğuk algınlığı dediğimiz türde bir solunum sistemi hastalığıydı. Her sene mutlaka H3 tipi salgın yapıyor. İnsandan insana bulaşan H1N1 de artık dünyada yayıldı. Yani bunlar mevsimsel grip şeklinde geçiyor artık. Bu sene bunlar var, gelecek sene farklı tipleri olabilir. Solunum sistemini en ağır etkileyen virüsler bu mevsimde salgın yapıyor. O yüzden bu dönemde daha çok konuşuluyor.”

Bakır, bu salgından korunmak için en iyi yöntemin aşılama olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“İnsanlar hala bu hastalığa yakalanmamışsa aşı bulabilirlerse aşılanmalıdırlar. Çünkü aşı yüzde 50-60 civarında koruma sağlıyor. İkinci en eyi yöntem hasta kişilerden uzak durmaktır. Ağızdan alınacak besinlerle filan mümkün değil. Eylül ayından itibaren marta kadar aşı yaptırılabilir. Kişinin riskli hasta olduğuna dair raporu varsa aşı SGK kapsamında yaptırılabilir. Aşı için, birinci basamak sağlık merkezine gidilebilir. Ellerinde varsa bu merkezlerde aşı yaptırılabilir. Yani bu salgın her sene olan bir şeydi ama bu konuda bu yıl daha fazla farkındalık geliştiğini söyleyebilirim. Paniğe gerek yok. Olağanüstü bir durum yok ortada.”

(AA)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.