Gebelik Dönemi ve Alerji

Alerjik hastalıklar toplumun en sık görülen hastalıklarındandır ve bu sıklık nedeniyle gebelik döneminde de alerjik durumlar ortaya çıkabilmektedir.

Alerjik hastalıklar kendini ciltte kızarıklık, kabarma ve kaşıntı (atopik dermatit, egzema, ürtiker ve anjiyoödem), gözlerde batma ve sulanma (alerjik konjunktivit) burunda salgı artışı, kaşıntı, tıkanıklık (alerjik rinit ), akciğerlerde nefes darlığı atakları (alerjik astım) veya sindirim sisteminde ishal, bulantı, kusma, iştahsızlık (gıda alerjileri) şeklinde gösterebilen hastalıklardır. Belirtilerin ortaya çıkma nedeni alerjik bünyesi olan bireyin belli bir alerji etkenine maruz kalmasıdır. Bu alerji etkenleri solunum yoluyla alınan çeşitli mite, toz, polen, hayvan tüyü gibi maddeler olabileceği gibi çeşitli gıdalar (yumurta, çilek, çikolata ve birçok diğer gıda maddesi), cilt teması yoluyla deterjanlar, çeşitli metal takılar veya penisilin grubu antibiyotik gibi çeşitli ilaçlar olabilir. Genel olarak söylemek gerekirse dünyada bulunan her madde ve buna alerji için kullanılan ilaçlar bile dahildir, alerji nedeni olabilir.
Ortalama olarak %20 anne adayının herhangi bir alerjik durumu olduğu bilinmektedir.

ALERJİ NEDİR?

Bağışıklık Sistemimiz bedenimizi içeri giren yabancı maddelere, bakteri, virüs ve diğer canlı hücrelere karşı koruyan ve herkesin vücudunda zaman zaman oluşan az sayıda kanser hücresini yok etmek için çalışan sistemimizdir. En basit tanımını yapmak gerekirse alerji, bağışıklık sistemi yanıtının aşırıya kaçmasıdır.
Gebelik döneminde anne adayının içinde büyüyen bebeğin doku yapısı anne adayınınkinden farklıdır. Bunun nedeni bebeğin yapısında bulunan genlerin yarısının baba adayından gelmesidir. Bu doku farklılığına rağmen, normal şartlarda bedenimizin kendisine nakledilen yabancı dokuyu kısa zamanda uzaklaştırma eğiliminde olmasına karşın gebelik döneminde bağışıklık sisteminde ortaya çıkan “yeniden ayarlamalar” neticesinde bebek yabancı bir doku olmasına rağmen anne karnında büyümeye devam edebilir. Bağışıklık sistemindeki bu değişiklikler anne adayında genel olarak alerjik hastalıkların da azalmasına katkıda bulunmasına rağmen durum her zaman böyle değildir ve önceden var olan alerjik durumlar gebelik döneminde hafifleyebildiği gibi ağırlaşma gözlenebilir veya hiç olmayan alerjik durumlar ilk kez gebelik döneminde ortaya çıkabilir.
Alerjide Ailenin Rolü
Anne veya baba adayından birinde özellikle solunum yolları ile ilgili alerjik bir hastalık olması durumunda bebekte herhangi bir alerjik durum ortaya çıkma olasılığı yaklaşık % 40’tır. Anne ve baba adayının ikisinde birden alerjik bir durum olması söz konusu olduğunda bebekte alerji ortaya çıkma olasılığı % 70 civarındadır.
Alerjide Çevresel Etkenlerin Rolü
Genetik olarak alerjiye yatkın olan bir kişinin alerjiyi tetikleyici etkenlere maruz kalması ne kadar erken ve ne kadar sık olursa alerjik durumun ilk ortaya çıkma süresi ve şiddeti de artar.
Alerjide Psikolojik Etkenlerin Rolü
İlk alerjik reaksiyonunu yaşayan birey bu ilk deneyim yerine geri döndüğünde reaksiyonu o zamanki alerji koşulları ortadan kalmış olsa bile yeniden yaşayabilmektedir. Bağışıklık sistemiyle beynin yakın ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda psikolojik etkenlerle alerji gelişimi arasındaki yakın bağ daha iyi anlaşılabilir.

ÇEŞİTLİ ALERJİK HASTALIKLAR

Gebelik ve Astım
Astım toplumumuzda yaklaşık %3-4 oranında görülen bir hastalıktır. Astım 20-65 yaşlar arasında nispeten daha az görülmesi nedeniyle gebelikte yaklaşık %1.5 oranında görülür.
Gebelikte astımın nasıl bir seyir göstereceğini tahmin etmek imkansız olmakla beraber genel olarak astım belirtileri gebelikte %50 anne adayında değişmez, %25 anne adayında ağırlaşır ve %25 anne adayında hafifler.
Alerjik etkene maruz kalınması durumunda bronşlarda daralma, nefes darlığı ve öksürük gibi belirtilerle seyreden astım iyi kontrol edildiğinde gebeliğin seyrini olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmez.
Kontrolsüz kaldığında ise astım hastalığı düşük, erken doğum, düşük doğum tartısı ve yeni doğan ölüm riskinde artışa neden olabilmesi nedeniyle gebelikte dikkatle izlenmesi gereken bir durumdur.
Astım hastalığı olan anne adaylarının kendilerinde astım atağına neden olabilecek alerjenlerden, sigaradan, enfeksiyonlardan, ağır egzersizlerden ve aspirin gibi ilaçlardan uzak durmaları önemlidir.
Gebelikte astım tedavisinde branş doktoru gebeliği takip eden doktorla işbirliği içinde bebek üzerinde olumsuz etki yapması beklenmeyen ilaçlar reçete eder.
Özellikle ev içi alerjenlerin (mite’lar, evcil hayvanlar, hamam böcekleri ve küf mantarları) bertaraf edilmesi, evin sık sık havalandırılması, evde kesinlikle sigara içilmemesi, özellikle kış aylarında solunum sisteminin viral ve bakteryel hastalıklarından iyi bir şekilde korunulması, grip aşısı uygulanması son derece önemlidir.
Astım için gerek solunum yoluyla, gerekse tablet ve enjeksiyon şeklinde kullanılan çok çeşitli ilaç mevcuttur ve akciğer hastalıkları uzmanın önerisine göre gerekli durumlarda bu ilaçlar ilk üç aylık dönem dahil, güvenle kullanılabilir. Eğer desansitizasyon tedavisi (“alerji aşısı”) gebelikten önce başlamışsa bu tedavi alerji uzmanının önerisine göre devam ettirilmelidir.
Rinit (burnun iltihabi hastalığı) ve “Alerjik Nezle”
Burun mukozasıyla ilgili çeşitli belirtiler (burun tıkanıklığı, burun salgısında artış, burunda kaşıntı) anne adaylarının üçte birinde ortaya çıkmakla beraber bunların aslında önemli bir kısmı gebelik döneminde ortaya çıkan vücuttaki genel sıvı artışının burun damarlarında genişlemeye neden olmasına bağlıdır. Özellikle burun kemiğinde eğrilik olan anne adaylarında bu tür belirtiler daha fazladır.
Alerji eğilimi olan anne adaylarında sıklıkla görülen alerjik rinitin (“alerjik nezle”) başlıca bulguları burun tıkanıklığı, aksırık ve burunda kaşıntı olarak özetlenebilir.
Alerjik rinit hassas anne adaylarında burun mukozasının polen, mite, küf mantarı, toz ve hayvan tüyleriyle teması sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Alerjik rinit çoğu durumda gebelik öncesi dönemden itibaren var iken bazen ilk belirtiler gebelik döneminde de ortaya çıkabilmektedir.
Alerjik rinitin, püy şeklinde akıntı ve burun tıkanıklığıyla seyreden bakteryel rinit, burun damlalarının sorumsuzca uzun süre kullanımı sonucu ortaya çıkan ilaca bağlı rinit ve gebelikte sıvı artışı sonucu ortaya çıkan ve burun tıkanıklığıyla beraber burun kanamalarına da neden olabilen vazomotor rinitten ayrımının yapılması son derece önemlidir. Sayılan hastalıkların her birinin tedavisi farklıdır.
Alerjik rinit gebelikte çok ileri durumlarda uykusuzluk ve nefes alamamaya ve tad alma duyusunu olumsuz etkileyerek iştah azalmasına neden olabilen bir durumdur ve mutlaka tedavi edilmelidir..
Tedavide alerjiye neden olan etkenlerden uzak durmayla başlanır ve gerekli durumlarda doktor önerisiyle bebeğe zararı olmayan burun damlaları ve diğer tedaviler uygulanabilir.
Desansitizasyon (immunoterapi, alerji aşısı) gebelikten önce başlanmışsa devam ettirilmelidir.

ÜRTİKER ve ANJİOÖDEM (Kurdeşen)

Ürtiker kendini cildin yüzeyel tabakasında yuvarlak, yüzeyden kabarık, kızarık ve kaşıntılı lezyonlar şeklinde gösteren alerjik bir cilt hastalığıdır. Cilt tabakalarında daha derine giden lezyonlar ise anjiyoödem olarak adlandırılır. Ellerde ayaklarda ve gövdede yoğun olarak gözükür.
Çeşitli gıdalar, ilaçlar, çeşitli enfeksiyonlar, kullanılan sabun ve parfümler, böcek sokmaları çeşitli gıdalar ve takılar anne adayında ürtikere neden olabilmektedirler.
Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi etkenden uzak durulması ve gerekli durumlarda kullanılan ilaçlarla tedavi sağlanır.

PUPP Hastalığı (Gebeliğin Kaşıntılı Dermatozu, Gebelik Ürtikeri)

Gebelikte sıklıkla rastlanan bir cilt hastalığıdır ve kendini gebeliğin son aylarında ortaya çıkan kaşıntılı cilt döküntüleri şeklinde belli eder. Göbek deliği etrafında başlayan döküntü bacakların üst kısımlarına ve daha aşağılara yayılır ve oldukça kaşıntılıdır. İleri durumlarda yüz bölgesi hariç vücudun her bölgesine yayılabilir.
Genellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında görülür, ailevi özellikleri güçlüdür ve takip eden gebeliklerde tekrar etme olasılığı düşüktür.
Tedavide kortizonlu kremlerden faydalanılabildiği gibi ılık karbonatlı banyolar da faydalı olabilmektedir. Bebeği olumsuz etkilemeyen bu hastalık doğumu takip eden günlerde hızla kaybolur.
Atopik Dermatit
Kaşıntıyla seyreden ve erişkinlerin %2’sinde görülen bu alerjik cilt hastalığında aynı anne adayında alerjik rinit, astım ve gıda alerjilerine de sık rastlanır. En sık görülen cilt bölgeleri boyun, göğsün üst kısmıları, ağız çevresi, dirsek ve diz arkası ve göz çevresidir. Gebelik seyrini olumsuz etkilemez ve bebeğe zararı olmayan lokal etkili ilaçlarla tedavi edilir.
Anafilaksi
Anafilaksi alerjik reaksiyonların hızlı ortaya çıkmasıyla tanımlanabilen ve bazen ölümle bile sonuçlanabilen ağır bir durumdur. Alerji yaratan maddenin vücuda girmesinden kısa süre sonra oluşan yanıt ciltte ürtiker ve anjiyoödeme, solunum sisteminde astım atağı ve larinks spazmına, kalp damar sisteminde tansiyonun ileri derecede düşmesine veya sindirim sisteminde bulantı, ishal, karın ağrısı, dışkı kaçırma gibi belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Gebelikte oldukça ender görülen bu durumun en sık görülen nedeni ilaç alerjisidir. Tedavinin kısa sürede başlaması son derece önemlidir. Anafilaksi reaksiyonuna neden olan ilaçlar arasında en sık görülenleri penisilin grubu antibiyotikler ve damardan verilen demir olmakla beraber her ilaç bu reaksiyona neden olabilir. egzersiz ve özellikle de doğum eylemi esnasında egzersiz yapmanın bile anafilaksiye neden olabildiği gösterilmiştir.
Gebelikte İlaç Alerjisi
Gebelik döneminde genel olarak ilaç kullanımı azaldığından ilaç alerjisi de nispeten az görülür. Belli bir ilaca alerjisi olduğu bilinen anne adaylarının bu durumu doktorlarına iletmeleri son derece önemlidir.
Her kaşıntı alerjiye bağlı değildir:
Alerjik Nedene Bağlı Olmayan Kaşıntı: Gebelik kaşıntısı:
Gebelik döneminde vücutta yaygın kaşıntının en önemli nedeni sanıldığı gibi alerji değil gebelik kaşıntısı adı verilen durumdur. Yaklaşık 700 anne adayından birinde genellikle gebeliğin son haftalarında görülen bu hastalıkta artan gebelik hormonların etkisiyle safra kanallarında akım yavaşlamakta ve böylece kanda kaşıntıya neden olan safra asitleri birikmektedir.
Gebelik kaşıntısında genellikle tek belirti kaşıntı olmasına karşın ileri durumlarda kaşıntıdan birkaç gün sonra safra kanallarındaki tıkanıklık kanda bilirubin artışına ve sarılık gelişmesine neden olabilir.
Tek başına gebelik kaşıntısı gebeliğin seyrini ve bebeğin durumunu olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmemekle birlikte beraberinde sarılık olması durumunda gebeliğin daha yakın takibi gereklidir.
Gebelik kaşıntısı preeklampsi seyrinde gelişebilen karaciğer tutulumundan ayırtedilmesi gerekli bir durum olmakla beraber bu ayrım tansiyonun normal olması ve idrarda protein çıkışı olmamasıyla kolaylıkla yapılabilir.
Gebelik kaşıntısının tedavisinde doktor önerisine göre bölgesel krem veya losyon şeklinde tedavi veya ağızdan tablet alınması şeklinde tedavi yapılabilir
Gebelik kaşıntısı genellikle doğumdan iki hafta sonra kaybolur, ancak genellikle her gebelikte tekrarlayıcılık arzeder ve hastalığı geçiren anne adayları doğum kontrol hapı kullandıklarında da aynı belirtiler ortaya çıkabilir.
Son Söz
Eğer alerjik bir bünyeniz var ise, ve bu konuda tedavi görüyor veya görmüşseniz tercihen gebe kalmadan önce doktora başvurmalısınız. Bu, hangi maddelerin alerji yaptığının saptanabilmesine imkan tanıdığı gibi gebelikte kullanılacak tedavi planının hazırlanmasında da faydalıdır. Eğer desansitizasyon (alerji etkenine karşı vücudu duyarsızlaştırma nedeniyle yapılan tedavi) yapılacaksa bunun başlanması için en iyi dönem gebelik öncesi dönemdir
Polen mevsimlerinde alerjik reaksiyonları artan anne adaylarının gebeliklerinin ilk 3 ayını bu mevsime rastlamayacak şekilde planlamaları faydalı olabilir.
Doğacak Bebekte Alerji Gelişiminin Engellenmesi Mümkünmüdür?
Aşağıda anlatılacak bilgiler her anne ve baba adayını ilgilendirmekle beraber özellikle anne veya baba adayının ve özellikle de her ikisinin alerjik hastalığı olması durumunda daha da önemlidir.
Yapabilecekleriniz:
Bebeğinizin gıdadaki alerji yapabilecek maddelerle tanışmasını engelleyin:
Alerjik hastalığınız varsa emzirme döneminde kendinizde alerji yapabilecek etkenlerden uzak durun (süt, yumurta, fıstık gibi), sütten tümüyle uzak duran anne adayları kalsiyum desteği almalıdırlar.
İlk 6 ay bebeğinizi mümkünse yalnız anne sütü ile besleyin veya uygun mamalar kullanın
Katı gıdaları 6. aydan sonra verin
1 yaşından önce inek sütü, soya, buğday, mısır ve turnçgil içeren gıdalar vermeyin
2 yaşından önce yumurta, balık, fıstık gibi gıdaları vermeyin
Bebeğinizin alerji yapabilecek çevresel etkenlerle tanışmasını engelleyin:
Bebeğinizin bulunduğu ortamları ve özellikle de odasını mite, küf, hayvan tüyü gibi alerjik etkenlerden arındırın.
Odaya hayvanların girmesini engelleyin, halı kullanmayın
Odasını iyi havalandırın ve nemlendirin
Bebeğinizin bağışık yanıtının güçlenmesine yardımcı olun:
İlk 6 ay onu yalnızca anne sütüyle besleyin
Diğer:
Evde kesinlikle sigara içirmeyin
Viral enfeksiyonlardan kaçının ve mümkünse bebeğinizi belli bir süre bakıcıya teslim etmeyin..

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.