15 Aralık 2008
Yazar: igokcek | Kategori: SAGLIK BILGILERI

Tehlikeli Maddeler ve İlaçlar
sigara1[1]Ülkemizi iki büyük Atom bombası tehdit ediyor. Bunlardan biri cahillik (bilinçizlik) diÄŸeri ise inançsızlık. Hergün televizyonlardan felan Artisten filan Artisten bahsedenler,? Neredesin Türkiye? diye bağıranlar. Önemli meselelerden hiç bahsetmiyorlar, çünkü bunlar reytingsiz (halkın ilgi duymadığı ) konulardır. Insanlarımız yantesirine bakmadan hertürlü Kimyasal ilaçı alıyorlar vede aşırı miktarda alkol, sigara vb., maddeler kulanıyorlar. DiÄŸer taraftandan biliçsizce çevreyi tahrip ediyorlar.Günümüzde çevre ve insan hayatını tehdit eden 15.000.000 kimyasal madde vardır ve bunların bir çoÄŸu ile günlük yaÅŸantımızda farkın varmadan hava (Araba eksozları, Fabrika bacaları vb…,), içecekler (Alkol, Kola, Çay, Kahve vb….,) ve yiyeceklerle (Konserve, Çikolata, Cips vb…,) karşılaşıyoruz vede zararlarını görüyoruz. Hergün insanlar, hayvanlar, bitkiler, içme suları, denizler vede toprak sürkli zehirleniyor. 1970 yılına kadar bizim köyün ırmağında tonlarca balık olurdu ve insanlar ırmaÄŸa girmeden yastı namazından sonra elleri ile balık yakalardılar. Son 20 yıldır ise Hamsi büyüklüğünde dahi balık bulmak imkansızlaÅŸmıştır. Nedeni nedir diye şöyle geriye doÄŸru dönüp bir bakacak olursak.
Son 30 senedir kimyasal gübreler, herpezitler (yabani ot öldürücü ilaçlar) ve bakterizidler (böcek ve haÅŸere öldürücüsü ) kulanılmaktadır. Dünyanın hemen her ülkesinde satılması ve kulanılması yasak olan kimasalmal maddeler (DDT vb…,) Türkiyede serbesce satılmaktadır ve hatta bazı Aktarlar bu maddeleri ÅŸifalı bitkilerle birlikte aynı raflarda satmaktadırlar. Bu zehili maddeler topraÄŸa atıldığında topraktaki milyonlarca mikro organizmayı öldürmeke ve bunlarla beslenen böceklerde besisizlikten ölmektedir. Sürüngenler, kuÅŸlar, balıklar vb., besisizlikten yok olmaktadır. Bizim köyde (Kayseri/ Bünyan/ Taçın) artık Leylek görmek mümkündeÄŸildir, oysa eskiden Karaleylekleri dahi sürüler halinde görürdük. Aslında çevreyi biliçsizce tahripeden insanoÄŸlu kendi geleceÄŸinide tehlikeye atmaktadır.

Bugün Avrupa ülkelerinde kadın ve erkeklerdeki kısılılık oranı bundan 40 yıl öncesine göre % 50?lere ulaşmıştır. Biranın birleşimindeki şerbetciotunun kozalakları HUMULON ve LUPULON ve bunların türevlerini içerir ve bu maddeler aynı Östojen hormonu gibi etki yaparak erkeklerin zamanla kısırlaşmalarına neden oluğunu 1956?da K. Knörr, H. Lehr, V. Prot ve ekibi vede 1973?de C. Fenselau, P. Talalayl yaptıkları araştırmalarla belgelemişlerdir (HHB 5.454) Prof. Dr. R. F. Weiss yaptığı araştımalarla Biranın Nitrosaminler içerdiği ve bununda KANSERE sebep olduğunu ispatlamıştır. (LP. 83)

Almanyada DOKTORLAR tarafından yazılan yanlış ilaçlar nedeniyle yılda 25.000 kiÅŸi ölmektedir ve bu yapılan ilmi araÅŸtırmalarla ispatlanmıştır vede bu konuda yazılmış bir düzine eser mevcuttur.Çare ilk çevrecidedir, ilk çevreci Muhammed (SAV) ilk defa Mekke, Medine ve Ciddede avlanmayı ve aÄŸaç kesilmesini yasaklamış ve çevreyi korumuÅŸtur. Fatih Sultan Muhammed Han’da ormanlardan aÄŸaç kesilmesini yasaklamıştı. Almanyada yapılan bir araÅŸtırmada bir aÄŸaçın çevreye katkısının 250.000? olduÄŸu tesbitedilmiÅŸtir. Bizim gerçek ilim ve devlet adamlarına ihtiyacımız vardır. Bazı kimyasal maddelerin zararlarına kısaca deÄŸineceÄŸim.

Antibiyotikler

——————————————————————————–

Vitamin ve minerallerin insan vücudundaki etkileri üzerinde tartışmak tabii ki doğru değil. Fakat vitamin alalımda nasıl olursa olsun, diye düşünmekte yanlıştır. Neden çünkü sentetik olarak alınan vitamin hapları bağırsakların tembelşmesine sebep olmakta ve besinlerdeki vitaminleri değerlendirme işlemini yavaşlatmaktadır. Bu sebeple uzun süre vitamin hapı almak fayda yerine zararlı olur. Finlandiyada Prostat rahatsızlıkları olan hastalara uzun süre E-Vitamini verilmiş ve hastaların rahatsızlığını daha da kötü olduğu görülmüş ve hatta kanser vakaları görülmüştür.

Kimyasal ilaçlar: Almanyada yılda 25 000, İngilterede 30 000 ve ABD’de 180 000 kiÅŸinin kimyasal ilaçlardan öldüğü bilinmektedir (Hans Weiss 3*taglich isimli kitab&#305. Almanyada insanlar doktora gittiklerinde mutlaka doÄŸal ilaç isterler ve mümkün oldukca kimyasal ilaçlardan kaçarlar. Kimyasal ilaçlardan bazılarının yantesirleri hakkında tehlikeli maddelerde yer verdim.

Antibiyotik İlaçlar: Mini Atom Bombası
Antibiyotik ilaçlar bağırsak florasını bozar. Bağırsak florasında ortaya çıkan aşırı zararlı bakteriler ve mantarların üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkolleri elimine etmek için aşırı oranda B6, B12-Vitamini ve Folikasit harcanır. Buda homocystein oranının yükselmesine neden olur. Homocysteini B6, B12-Vitaminleri ve Folikasit Metionine çevirerek zararsız hale getirir.

Homocystein LDL-Kolesterolunu oksitliyerek yapısını bozar. Oksitlenen kolesterol makrofaj tarafından mikrop olarak algılanır ve onu yok etmeye çalışır. Aşırı oranda LDL-Kolesterolu yiyerek ölen makrofaj hücrelerde, hücre aralarında, dokularda ve damarların iç yüzeyinde yağlanmalara sebep olur.

Damar, hücere ve doku yağlanmasına sebep olan bu plaklar (artık maddeler, cüruf) hücrelerin beslenmesine engel olur. Buda beslenemeyen hücreler nedeniyle kişide sürekli açlık duygusunun ortaya çıkmasına neden olur ve kişi iştahım açıldı diyerek sürekli yemek yemek zorunda kalır. Bu nedenle bağırsak florası bozulanların et ve et mamüleri yememeleri gerekir.

Almanya’da Alternatif Tıp: Almanya’da Pacoe firması tarafından yapılan bir araÅŸtırmada insanların % 80 oranında Alternatif Tıp’a güvendiÄŸi, ve sadece % 12’sinin ise Ortodoks Tıp’a itibar ettiÄŸi tesbitedilmiÅŸtir. (Naturheilkunde 10/11.04.44) Avrupada üretilen doÄŸal ilaçların % 45 Almanya’da üretilmekte ve Alman firmaları 3. Dünya ülkelerinden getirtikleri ham maddeyi iÅŸleyerek milyarlarca dolar kazanmaktadırlar.

Aspirin:
Aspirin alanların % 10?unuda mideağrısı, mide-, bağırsak kanaması görülmüştür. Bunedenle defı-hacet konturol edilmeli kanlı ise mide veya bağırsaklarda kanama var demektir. Yine aynı şekilde kan kusmakta mide kanamasına işarettir. Defi-hacetteki kan açık renkli ise bağırsak kanaması koyu renkli ise mide kanamasına işarettir. Nadirende böbreklerde ve karaçiğerdede tahribat yapabilir. Bazı şahıslarda allerjiye sebep olabilir, bu gibi durumlarda hap almayı hemen bırakmak gerekir. Nikris olanların kesinlikle aspirin almamaları gerekir.

Ayrıca eksantem (derini sulanıpkaşınması ve kabarması ), baldır krampları, kas gerilmesi, baş dönmesi, görme bozuklukları, ağız kuruması, sindirim sistemi rahatsızlıkları, pankreas iltihaplanması, mineral kayıbı, kanda idrarın ratması (hiperurikanemi), nikris (gut hastalığı ), kolesterol- ve lipidyükselmesi (hiperkolesterol ve hiperlipid), metabolizma bozukluğu ve hatta kolapsüs dahi aspirinden dolayı ortaya çıkabilir.

Hacı M. K. başağrısına karşı akşam 2 aspirin hapı alır ve sabah çalışmaya gelir, durumunun çok kötü olduğunu söyledi bende ona hemen interniste gitmesini söyledim. M. K. doktora gider gitmez müşahadeye almışlar ve mide kanaması teşhisi konmuş bir hafta hastahanede kan ve serum veridikten sonra bir ay istirahatte ayrılmak zorunda kaldı.

”Aspirin was the first major anti-inflammatory drug. It is a direct chemical descendant of WILLOW BARK and WINTERGREEN OIL, which are among the oldest known remedies for arthritis pain.The active ingredient in these early medicines was salicylic acid.By the nineteenth century, a milder chemical relative called sodium salicylate was used to treat rheumatism.However, its taste, described by users as disgusting, made it unpopular.Aspirin emerged from the chemical search for a rheumatism remedy without the horrible taste.By chance, the small chemical change that improved taste helped make acetylsalicylec acid one of the most effective anti-inflammotary drugs ever discovered.It became best seller soon after it was first marketed at the beginning of this century.While its value in fevers, arthritis, and muscle pain was quickly recognized, it took seventy years to appreciate its capacity to cause life threatining ulcers and internal bleeding.

ArkadaÅŸlar bu konuyla ilgili bu linkte daha fazla bilgi bulabilirsiniz. Özetle çok güvenerek kullandığımız aspirinin uzun süreli kullanımı ülser ve iç kanamaya yol açabiliyor. EÄŸer vücudumuzun herhangi bir yerinde aÄŸrı varsa bu bazı ÅŸeylerin yolunda gitmediÄŸinin belirtisidir.Bu uyarıyı ciddiye alıp aÄŸrının altında yatan gerçek problemi doÄŸal yollardan tedavi etmek daha faydalı sonuçlar verecektir. Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi aspirin WINTERGREEN yağı baz alınarak elde edilmiÅŸtir.Yukarıdaki yazi Thomas J. Moore un “Prescription for Disaster” adli kitabının 129. sayfasından alınmıştır. Bu konuyu gündeme getirmeme sebep ise geçen hafta çok ünlü bir kalp doktorunun kalp rahatsızlıklarını önlemek için günde mutlaka iki aspirin alınması gerektiÄŸini belirtmesidir.” (ABD’den bu maili gönderen Lale Kaplan hanım efendiye teÅŸekkürler)

Taglar: , , ,

Benzer yazılar

Sizin Yorumunuz



Yazilar için RSS aboneligi