Yeni teknolojilerin insan saÄŸlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirme, toplumda teknolojik geliÅŸmelere iliÅŸkin korku yaratıyor ve bu “elektrofobi”ye dönüşüyor.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) CerrahpaÅŸa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan saÄŸlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik geliÅŸmelere iliÅŸkin korku yaratıldığını ve bunun “elektrofobi”ye dönüştüğünü söyledi.
Prof. Dr. Kalkan, elektromanyetik alanların insan sağlığına etkisi konusunda sorularını yanıtlarken, elektromanyetik dalga
spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı.
Radyasyon, kozmik ışıma gibi görünür ışığın daha yüksek frekansta bulunduÄŸundan, enerjilerinin de çok yüksek olduÄŸunu kaydeden Kalkan, “Bu yüksek enerji, bir atomun elektronuna çarpıp, onu oradan koparabiliyor. Elektron koparsa, yenisi gelir ancak, canlı organizmada bir elektron kopartıldığında oradaki iÅŸlev, fonksiyon bozulur. Fonksiyonun bozulması hücreyi öldürebilir veya deÄŸiÅŸtirebilir. Bu deÄŸiÅŸiklik, canlı organizmanın ölümüne, kanserine gidebilir” diye konuÅŸtu.
Kalkan, 1930’lardan bu yana yüksek frekanslı görünür ışığın öldürücü olabileceÄŸinin bilindiÄŸini ve buna yönelik olarak alınan tedbirlerin bazılarını, ”tedavi amaçlı kullanılıyorsa doz belirlenmesi”, “ultraviyoleden korunmak için fazla güneÅŸe çıkmama uyarısı”, “hamilelerin röntgen çektirmemesi” ÅŸeklinde sıraladı.
Görünür ışıktan düşük frekanslı olan ışımaların, enerjisinin düşük olması dolayısıyla atomdan elektron kopartabilecek etkiye sahip olmadığını ancak yapılan çalışmalarda, gerilim hatları altında yaşayanlarda beyin tümörü, lösemi vakaları görüldüğüne değinen Kalkan, şöyle devam etti:
“1980’lerde Türkiye’de biz de bu alanda çalışmaya baÅŸladık. Bazı etkileri gördük. EÄŸer, ÅŸiddeti çok yüksekse ve insan uzun süre bunlara maruz kalıyorsa, bazı etkileri görebiliyoruz. Bu etkileri ortaya çıkarabilmek için çok uzun bilimsel çalışmalar yapılıyor. Modelleme, hesaplama, hayvan deneyi yapıyoruz ama insan deneyi yapamıyoruz. Bu konuda uzun süreli saÄŸlık taramaları yapılabilir.”
-”BİLİMSEL OLARAK SAÄžLIÄžI ÖN PLANDA TUTAN STANDARTLAR OTURTULMUŞ DURUMDA”-
Tunaya Kalkan, düşük frekanslı ışımaların, ısıl (termik) ve ısıl olmayan etki olmak üzere iki tür etkisi bulunduÄŸuna iÅŸaret ederek, ÅŸu bilgileri verdi: “Elektromanyetik alan insan vücudunun içinden geçiyorsa, enerjiyi bir miktar vücutta bırakır ve orada sıcaklık artışı olur. Vücut biraz ısınır ve o ısıyı dışarıya vermeye çalışırız. Veremezsek, vücut iç sıcaklığı artar. Bunun artığı anda vücut içerden koruma mekanizması çıkartıyor. Ter bezlerinin aktive olması gibi… Bu bir savunma mekanizmasıdır. Vücut sıcaklığı 1 derece artarsa, bu savunma mekanizması devreye giriyor. O zaman vücut sıcaklığını 1 derece artıracak elektromanyetik alanın ne kadar olduÄŸuna bakıyoruz ve bunun altında bir alanda durulması gerektiÄŸini söylüyoruz.”
Bu konuda uluslararası standartlar bulunduğuna ve Türkiye’de bu standartların tek baz istasyonu için, değerin dörtte biri alınarak, 10
volt/metreye indirildiğine işaret eden Kalkan, herhangi bir yere elektromanyetik alan üreten sistem konmadan önce, bunun standartların altında olup olmadığını denetlendiğini belirtti.
Cep telefonu ve baz istasyonu için vücudun sıcaklığını 1 derece artıran alanın 50’de biri kadarlık alanda durulmaması gerektiÄŸinin söylendiÄŸini vurgulayan Kalkan, bu deÄŸerin, birinci nesil cep telefonları için 42 volt/metre olduÄŸunu söyledi ve “EÄŸer 42 volt/metrelik bir alandaysanız, bu sizin tüm vücudunuzu da etkiliyorsa, vücudunuzun sıcaklığını artırır ve vücut bir çeÅŸit savunma mekanizması üretir. Ancak, bunun 50’de 1’i vücudu ısıtmaz” dedi.
Kalkan, ısıl olmayan etki konusunda ise dışarıdan gelen elektromanyetik alanın vücuttaki elektrik yüklerini hareketlendirerek, moleküler yapıda, hücre yapısında bozulma yaratıp, beklenmedik saÄŸlık problemleri ortaya çıkarıp çıkarmayacağına iliÅŸkin pek çok deney yapıldığına deÄŸinerek, “Åžu anki verilerle bunları ortaya koyabilecek, yani insana ısıl olmayan bir etkiyle saÄŸlık problemi yaratacak bir ÅŸey görülmedi” dedi.
Bu konuda, bazı iddialar ortaya konduÄŸuna ancak asıl sonuç için 20-25 senelik saÄŸlık taramaları gerektiÄŸine dikkati çeken Kalkan, ÅŸunları söyledi: “Ön saÄŸlık taramalarıyla ilgili Almanya’da yapılan ilk çalışma sonuçları çıktı, ’biz bir ÅŸey görmedik’ diyorlar. Bunlar daha ön çalışma. 20-25 sene sonra ortaya bir ÅŸey çıkacaksa, bizim hesaplayamadığımız, bizim hayvanlarda gözleyemediÄŸimiz, bizim modellerde ortaya çıkaramadığımız, hemen bunların tedbirlerini alırız. Åžu ana kadar görünen, bilimsel olarak insan saÄŸlığını ön planda tutan standartlar oturtulmuÅŸ durumda.”
Taglar: elektrofobi, elektrofobi hastalığı, elektrofobi nasıl olur, elektrofobi nedir, elektrofobi rahatsızlığı, elektrofobi tedavisi, elektrofobi teşhisi, elektrofobinin nedenleri
