<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vucut.org, vücudumuz, organlarımız, hastalıklar, tedaviler, beslenme, yaşam &#187; Organlarımız</title>
	<atom:link href="http://www.vucut.org/category/organlarimiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.vucut.org</link>
	<description>vücudumuz hakkında bilmemiz ve yapmamız gerekenlerin bulunduğun kapsamlı bir site.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 10:09:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sestod Nedir ?</title>
		<link>http://www.vucut.org/sestod-nedir.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/sestod-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 09:20:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[genç halkalar]]></category>
		<category><![CDATA[olgun halkalar]]></category>
		<category><![CDATA[sestod nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sestod türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[taenia saginata]]></category>
		<category><![CDATA[taenia saginata morfoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=1305</guid>
		<description><![CDATA[Sestodlar vücutları yassı, halkalara ayrılmış, uzun ve şerit şeklindeki helmintlerdir. Boyları 3-5 mm olabildiği gibi, 8-15 m olanları da mevcuttur. Vücutları şekil ve fonksiyon bakımından 3 farklı kısım içerir: 1. Baş (Skoleks) 2. Boyun 3. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1311" title="sestod nedir ve tedavisi" src="http://www.vucut.org/wp-content/uploads/2011/12/Taenia_eggA1.jpeg" alt="sestod nedir ve tedavisi" width="163" height="163" />Sestodlar vücutları yassı, halkalara ayrılmış, uzun ve şerit şeklindeki helmintlerdir. Boyları 3-5 mm olabildiği gibi, 8-15 m olanları da mevcuttur. Vücutları şekil ve fonksiyon bakımından 3 farklı kısım içerir:</p>
<p>1. Baş (Skoleks)</p>
<p>2. Boyun</p>
<p>3. Gövde (Strobila, proglottid)</p>
<p>Baş, üzerindeki vantuz veya çengelleri ile parazitin bağırsak duvarına tutunmasını sağlar. Boyun bölgesi ince ve segmentsizdir. Halkalar boyundan tomurcuklanma ile meydana gelirler. Gövdeyi proglottid ismi verilen halkalar oluşturur. Halkaların boyna yakin olanları en genç olanlarıdır. Boyundan uzaklaştıkça genital organlar oluşur ve olgun halkalar meydana gelir. Daha da ileride gebe halkalar yer alır. Sestodlar hermafrodittir(35).</p>
<p>Şeritler olarak da bilinen bu gruptaki parazitlerden <em>Taenia saginata, Hymenolepis nana, Hymenolepis diminuta </em>ve Türkiye’de insanlarda rastlanılmayan <em>Taenia solium </em>ve <em>Diphyllobothrium latum </em>olmak üzere 5 tür insanlardaki enfeksiyonların önemli bir bölümünü oluşturur</p>
<p><strong>Taenia saginata </strong><strong>Morfoloji</strong></p>
<p>Çiğ et tüketiminin yaygın olduğu yerlerde sık görülen <em>Taenia saginata </em>zorunlu insan parazitidir, erişkinleri başka bir canlıda görülmez. Kesin konağı insan, ara konağı başta sığır olmak üzere otçul hayvanlardır. 1000-2000 arasında halka içerebilen parazit, 10 metre uzunluğuna ulaşabilir. Rostellar çıkıntısı ve çengelleri olmadığından silahsız tenya olarak da bilinir. Armut şeklinde ve toplu iğne başı büyüklüğünde olan skoleks vardır. Skoleksinde eliptik şeklinde 4 çekmen bulunur. Enfekte bir insanda parazitin olgunlaşmış son gebe halkası strobiladan koparak ayrılır ve kendi aktif hareketi ile veya dışkılama sırasında anüsten Aktif hareketle anüsten çıktığı için, halk arasında “abdest bozan” olarak da bilinir. Halkalarında yumurtlama deliği yoktur. Toprağa ulaşan halka parçalanarak yumurtalar etrafa saçılır Tomurcuklanma ile boyundan oluşan halkaların sayısı 1200-2000 arasında değişir. Halkalar içlerindeki genital organların olgunluk derecelerine göre üçe ayrılır</p>
<p><strong>1)Gen</strong><strong>ç Halkalar: </strong>Genital organ henüz gelişmemiştir. Boyuna en yakın organdır. Eni boyundan uzun olan halkalardır.</p>
<p><strong>2)Olgun Halkalar: </strong>Genç halkalardan sonra gelirler. Genital organlar olgunlaşmıştır. Boyları ve enleri hemen hemen birbirine eşittir.</p>
<p><strong>3)Gebe Halkalar: </strong>Boyları 16-20 mm eni 4-7 mm‘dir. Bu halkalardaki döl yatağı ortadan boyuna ve yana dallar veren bir boru şeklindedir. İçleri yumurtalarla doludur fakat yumurtlama deliği olmadığından yumurtalar halkanın parçalanması ile serbest hale geçerler.</p>
<p><em>Taenia saginata </em>yumurtaları yaklaşık 35 mikron çapında, yuvarlak veya ovaldir. Kabuğu düz, kalın, enine çizgili görünümde ve sarı-kahverengidir. İçinde 6 çengelli onkosfer bulunur. Bazen kabuk etrafında vitellus zarı bulunur(Resim 11-12). Taenia yumurtasının kabuğu verem basili gibi asit ve alkole dirençlidir. Yapılan hesaplamalara göre bir gebe halkadaki yumurta sayısı 120 bine yakındır ve bir şeridin senelik yumurta sayısı 600 milyona ulaşır(63, 64, 81). <em>Taenia saginata </em>yumurtalarının canlı kalış süresi sıvı dışkıda 71 gün, şehir kanalizasyonlarında 16 gün, pastırmalarda 14 gün ve sucuklarda 3-7 gündür</p>
<p>Bunun yanında <em>Taenia saginata </em>yumurtaları 2-5°C’de 16,5 haftada veya -44°C’de 11 haftada ölmektedirler. Ayrıca yapılan araştırmalara göre 57°C’de 16-17 dakika ısıtılan etlerde veya 55-60°C’lik tuzlu suda 15 dakikada Cysticercus’ların öldüğü tespit edilmiştir</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="taenia saginata">taenia saginata</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="gaita parazitleri">gaita parazitleri</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="tenia saginata">tenia saginata</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="gaitada görülen parazitlerin resimleri">gaitada görülen parazitlerin resimleri</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="organlarımızdan dalak nedir">organlarımızdan dalak nedir</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="gaitada parazit taenia">gaitada parazit taenia</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="hymenolepis nana yumurtası">hymenolepis nana yumurtası</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="h nana yumurtası">h nana yumurtası</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="göğüs ucu etrafi neden tomurcuklaşir">göğüs ucu etrafi neden tomurcuklaşir</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="taenia saginata halkaları">taenia saginata halkaları</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="taenia solium yumurtaları">taenia solium yumurtaları</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/sestod-nedir.html" title="tenia saginata yumurtası">tenia saginata yumurtası</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/sestod-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalak Ve Dalak Büyümesi</title>
		<link>http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 08:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[dalak]]></category>
		<category><![CDATA[dalak büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[dalak büyümesi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[dalak büyümesi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[dalak büyümesi tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[dalak hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[dalak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dalak tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[dalak tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[Dalak nedir? Dalak nedir sorusunu yanıtlamadan önce, dalağın, vücudun neresinde bulunduğunu anlatmak gerekmektedir. Dalak vücutta, karnın sol tarafının arkasında, kaburganın altında yer almaktadır. Dalak, bir lenfoid organ olmak ile birlikte, süngerimsi bir yapıya da sahiptir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1109" title="dalak ve dalak büyümesi" src="http://www.vucut.org/wp-content/uploads/2011/12/dalak1.jpg" alt="dalak ve dalak büyümesi" width="450" height="387" />Dalak nedir?</strong> Dalak nedir sorusunu yanıtlamadan önce, dalağın, vücudun neresinde bulunduğunu anlatmak gerekmektedir. Dalak vücutta, karnın sol tarafının arkasında, kaburganın altında yer almaktadır. Dalak, bir lenfoid organ olmak ile birlikte, süngerimsi bir yapıya da sahiptir<a href="http://www.sifali.org/" target="_self">.</a> Dalağın ağırlığı, vücut içerisinde, 150 – 200 gram arasında değişirken, 5 santim kalınlığı, 8 santim genişliği; ve 12 santim uzunluğu bulunmaktadır.</p>
<p>Dalak hakkında bilgi aldıktan sonra, dalağın görevleri hakkında bilgi almaya devam edebiliriz: Dalak vücutta, kan hücrelerinin üretilmesini ve yok edilmesini sağlarken, demir metabolizmasını dengeler; bunun yanında da dalak, kan hücrelerinin depolanmasına yardım etmektedir. Dalak, insan henüz anne karnındayken çalışmaya başlar; ve ceninin kırmızı ve beyaz kan hücrelerini üretir; fakat doğum itibariyle bu görevi kemik iliği üstlenir. Dalak ise, kemik iliğinin görevini yapamadığı durumlarda devreye girerek, kan hücrelerinin üretimini gerçekleştirir. Dalağın görevleri arasında, aynı zamanda, yaşlanmış olan kan hücrelerinin filtrelenmesi; ve parçalanması da yer almaktadır. Dalağın görevlerinden bir diğeri de, vücudun antikor üretmesine yardımcı olmasıdır. Dalağın görevlerinden bir başkası da, kan dolaşımından mikropların uzaklaştırılmasına katkıda bulunmasıdır.</p>
<p><strong>Dalak büyümesi</strong>, dalakta meydana gelen bir hastalık olmakla birlikte, dalak büyümesinin belirtilerinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Dalak büyükesinin belirtileri arasında ilk sırada, <strong>dalak büyümesi problemi</strong> yaşayan kişinin dalak çevresindeki organlarına dalağın yaptığı baskıdır; ağrı ve şişlik gibi sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir. Dalak büyümesinin belirtileri arasında yer alan bir başka faktör de, kansızlıktır. Dalak büyümesinde alyuvarların parçalanması sonucu kansızlık probleminin ortaya çıkması muhtemeldir.</p>
<p>Dalak büyümesinin belirtileri arasında, artan kanamadan söz edilirken, bununla birlikte, vücudun mikrobik problemlere karşı savunmasının düştüğünden de söz etmek gerekmektedir.</p>
<p>Dalak büyümesinin neden olduğu bir takım hastalıkların bulunduğunun da bilinmesi gerekmektedir. Dalak büyümesine neden olan hastalıkları şu şekilde sıralayabiliriz: Siroz, lösemi, lenfoma, bir takım anemiler, kan hastalıkları, damar tıkanıklıkları, metabolizma problemleri, bağ dokusu hastalıkları, parazitler, bir takım virüsler, doğuştan gelen rahatsızlıklar… Dalak büyümesine neden olan hastalıkları daha fazla arttırabilmemiz da mümkündür.</p>
<p><strong>Dalak büyümesinin belirtileri</strong> hissedildiği takdirde, en kısa zamanda bir doktora başvurulması gerekmektedir. Dalak ile kan arasında yakın ilişki olduğu bilinmelidir.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak">dalak</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak resmi">dalak resmi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="insan dalağı">insan dalağı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak resimleri">dalak resimleri</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak büyümesi">dalak büyümesi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak vücudun neresinde">dalak vücudun neresinde</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak organı">dalak organı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="organlarımız dalak">organlarımız dalak</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak organımız">dalak organımız</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak görüntüsü">dalak görüntüsü</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="insan dalak">insan dalak</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalak resimler">dalak resimler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="dalağın resmi">dalağın resmi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="vucudumuzun organları">vucudumuzun organları</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html" title="insan anatomisi karaciğer dalak resmi">insan anatomisi karaciğer dalak resmi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/dalak-ve-dalak-buyumesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baş</title>
		<link>http://www.vucut.org/bas.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/bas.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[ay başı hallerinde karın ağrısı için bitkisel çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı bitkisel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[baş faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[baş için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[baş rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[baş yüz terleme bitkisel çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[başımın ön bölgesinde saç derisinde küçük şişkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[başımını özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[başımızdaki yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[başımızın içindekiler]]></category>
		<category><![CDATA[başımızın vücudumuz için önemi]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik baş ağrısı bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[leğen kemiği ağrısıBİTKİSEL İÇİN TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[leğen kemiği iltihabı bitkisel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımız baş]]></category>
		<category><![CDATA[tıp diliyle baş ağrısı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[troid hormonu yoklugu ve ramazan oruc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[ağrılı aybaşı hali Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hal, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanınbaşlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ağrılı aybaşı hali </strong></span><br />
Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hal, özellikle ay<strong>baş</strong>ı kanamasının <strong>baş</strong>ladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar ay<strong>baş</strong>ı kanamasının <strong>baş</strong>lamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın<strong>baş</strong>lamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama <strong>baş</strong>lamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde <strong>baş</strong>lar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aşırı aybaşı kanaması </strong></span><br />
Ay<strong>baş</strong>ı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aybaşı düzensizliği </strong></span><br />
Ay<strong>baş</strong>ı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen ay<strong>baş</strong>ı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aybaşı kanaması azlığı </strong></span><br />
Ay<strong>baş</strong>ı kanının normal miktarı sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Ay<strong>baş</strong>ı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aybaşı kanaması yokluğu </strong></span><br />
Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, ay<strong>baş</strong>ı görmeye <strong>baş</strong>lamamışsa, ay<strong>baş</strong>ı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal ay<strong>baş</strong>ı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu ay<strong>baş</strong>ı kanamaları kesilebilir. Öte yandan ay<strong>baş</strong>ı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aybaşı kanamasının gecikmesi </strong></span><br />
Normal olarak zamanı geldiği halde ay<strong>baş</strong>ı kanaması <strong>baş</strong>lamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>aybaşı kanamasının uzun sürmesi </strong></span><br />
Normal ay<strong>baş</strong>ı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>baş ağrıları </strong></span><br />
<strong>baş</strong> ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir. Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan <strong>baş</strong>ağrıları. Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan <strong>baş</strong> ağrıları. Ateşli hastalıkların neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. Alkol kullanmanın neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan <strong>baş</strong>ağrıları. Beyin urlarının neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan <strong>baş</strong> ağrıları. Kabızlık çekenlerde görülen<strong>baş</strong> ağrıları. Saralılarda görülen <strong>baş</strong> ağrıları. Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik <strong>baş</strong>ağrıları. Menenjit hastalığının neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan <strong>baş</strong> ağrıları. Diş hastalıklarının neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu <strong>baş</strong> ağrıları. <strong>baş</strong> ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora <strong>baş</strong>vurulmalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>başdönmeleri </strong></span><br />
Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen <strong>baş</strong> dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan <strong>baş</strong>lıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. Düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. Beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye <strong>baş</strong>lanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. <strong>baş</strong>dönmelerine yapılacak ilk iş hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. <strong>baş</strong> dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ağız yaraları </strong></span><br />
Ağız yaraları, &#8220;basit&#8221; ve &#8220;derin&#8221; veya &#8220;sert kenarlı&#8221; yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. <strong>baş</strong>langıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>akondroplazi</strong></span><br />
Tedavisi olmayan, sebebi bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir. Gövde normal büyüklüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve<strong>baş</strong> normalden büyüktür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>akromegali</strong></span><br />
Beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön bölümünün aşırı çalışmasına bağlı bir durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda <strong>baş</strong> gösterirse gigantism adı verilen dev görünüm oluşur. Bozukluk büyüme çağının bitiminden son</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>anilingus </strong></span><br />
Anüsün bir <strong>baş</strong>ka kişinin ağzıyla, diliyle ya da yabancı bir cisimle uyarılması.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>apandisit </strong></span><br />
Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat�iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından <strong>baş</strong>layıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>asetabulum</strong></span><br />
Uyluk kemiğinin <strong>baş</strong>ının, kalça kemiği ile eklem yaptığı çukurluk</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>astım </strong></span><br />
Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların <strong>baş</strong>ında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde <strong>baş</strong> ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>astigmatlık </strong></span><br />
Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, <strong>baş</strong> ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ateş </strong></span><br />
Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 &#8211; 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, <strong>baş</strong> ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bademcik iltihabı </strong></span><br />
Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, <strong>baş</strong> ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile <strong>baş</strong>lar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bağırsak kanaması </strong></span><br />
Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora <strong>baş</strong>vurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>balanitis</strong></span><br />
Penis <strong>baş</strong>ı iltihabı</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>basur </strong></span><br />
Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir.<strong>baş</strong>ka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bayılmalar </strong></span><br />
Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve <strong>baş</strong> dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bel gevşekliği </strong></span><br />
Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle <strong>baş</strong>lanır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>böbrek iltihabı </strong></span><br />
Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır: Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında <strong>baş</strong>layıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir. Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının <strong>baş</strong>lıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, <strong>baş</strong> ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bronşit </strong></span><br />
Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın<strong>baş</strong>langıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>burun akıntısı </strong></span><br />
Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık <strong>baş</strong>langıcında da görülür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>burun kanaması </strong></span><br />
Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla ay<strong>baş</strong>ı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, <strong>baş</strong>ını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>burun tıkanıklığı </strong></span><br />
Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, <strong>baş</strong>ka bir hastalığın da belirtisi olabilir</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>cerrahi</strong></span><br />
Tıbbın en eski dallarından biridir. İlaçla ya da <strong>baş</strong>ka tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılmasına ya da hastalıklı organı kesip çıkararak iyileştirilmesine dayanır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çağrışım (fikir iştirakı) </strong></span><br />
Bir düşüncenin, fikrin, anının kendiliğinden otomatik olarak <strong>baş</strong>ka düşünceleri bilinç alanına getirmesidir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çevresellik </strong></span><br />
Amaca varmakta geciken dolaylı konuşma, eninde sonunda <strong>baş</strong>langıçtaki noktada arzulanan hedefe ulaşır; ayrıntılar ve parantez içi konuşmaların fazlalığıyla karakterizedir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çiçek hastalığı </strong></span><br />
Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , <strong>baş</strong>kaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çocuk felci </strong></span><br />
Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, <strong>baş</strong> ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye <strong>baş</strong>lanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın <strong>baş</strong>langıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora <strong>baş</strong>vurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çocuklarda gelişme bozuklukları </strong></span><br />
Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora <strong>baş</strong>vurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>damar sertliği </strong></span><br />
Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri <strong>baş</strong> dönmesi, <strong>baş</strong> ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>deri iltihabı </strong></span><br />
Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle <strong>baş</strong>lanır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>deri kanseri </strong></span><br />
Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde <strong>baş</strong>layabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, <strong>baş</strong>langıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>dil büyümesi </strong></span><br />
Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora <strong>baş</strong>vurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>dil iltihabı </strong></span><br />
Tıp dilinde Glossit denilen bu iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır. İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de olabilir. Mutlaka doktora<strong>baş</strong>vurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk etmektir.</p>
<hr />
<h2>baş için Şifalı Bitkiler</h2>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>Şifalı Bitkiler</strong></span> &gt; Bitkiler, Bitki Çayları, Meyveler, Sebzeler, Baharatlar</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>acıağaç</strong></span><br />
İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; <strong>baş</strong> dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>badem</strong></span><br />
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. <strong>baş</strong> ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>çörekotu</strong></span><br />
İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa <strong>baş</strong> ağrısını keser.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>fesleğen</strong></span><br />
Öksürüğü keser. <strong>baş</strong> dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>hayıt</strong></span><br />
İdrar söktürür. Sancıları keser. Ay<strong>baş</strong>ı kanamalarını düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir. Karın ağrısı ve ishali keser. Ayak şişlerini indirir. Akrep ve arı sokmalarında kullanılır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>kabak</strong></span><br />
Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar diş kabuklarından ayrılarak dövülür, şekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr�dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten <strong>baş</strong>ka çıban ve şiş yerlere lapa olarak da tatbik edilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>lahana</strong></span><br />
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin <strong>baş</strong>ında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>melekotu</strong></span><br />
Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp <strong>baş</strong>a sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>melissa</strong></span><br />
Yapraklar yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. <strong>baş</strong> dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, <strong>baş</strong> ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay halinde kullanılır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>mine çiçeği (güvercin otu)</strong></span><br />
Tıbbi olarak, kabız edici, teskin edici etkisi vardır. <strong>baş</strong> ve mafsal ağrılarını dindirir. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>papatya</strong></span><br />
Çiçek durumu <strong>baş</strong>ları, çiçek açmadan önce toplanarak gölgede kurutulur.Çay halinde sabahları aç karnına bir bardak içilebilir. İdrar çoğaltıcı, iştah açıcı, yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkilere sahiptir. Basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir. Boyar madde olarak da kullanılır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>salep</strong></span><br />
Öksürük ve bronşite faydalıdır. Ay<strong>baş</strong>ı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="balar">balar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="ay basi agrisi">ay basi agrisi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="ay başı ağrılarının geçmesi için bitkisel çözüm">ay başı ağrılarının geçmesi için bitkisel çözüm</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="leğen kemiği iltihabının bitkisel tedavisi">leğen kemiği iltihabının bitkisel tedavisi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="leğen kemiği iltihabı ve bitkisel tedavisi">leğen kemiği iltihabı ve bitkisel tedavisi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="leğen kemiği iltihabı">leğen kemiği iltihabı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="erkekler kızların ay başı hastalıklarında">erkekler kızların ay başı hastalıklarında</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="başımızdaki yaralar nasıl gider">başımızdaki yaralar nasıl gider</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="baş derisinde küçük şişkinlikler">baş derisinde küçük şişkinlikler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="baş ağrısının nedenlerine keser bitki">baş ağrısının nedenlerine keser bitki</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="ay bawi agrilarina cozum">ay bawi agrilarina cozum</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="ay başı olurken agrısını">ay başı olurken agrısını</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bas.html" title="sigara zehirlenmesinden kaynaklanan bas agrisi bitkisel cozum">sigara zehirlenmesinden kaynaklanan bas agrisi bitkisel cozum</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/bas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağırsak</title>
		<link>http://www.vucut.org/bagirsak.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/bagirsak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:24:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[.... Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur.]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsağa faydalı bitkilr]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsağa yararlı şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak gazı]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak gazı çıkartan ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[BAĞIRSAK GAZINA NE FAYDALI]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak için faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bagirsak icin faydali seyler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak için faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak iltihabına faydalı yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[bagırsak iltihabına faydalı yemekler]]></category>
		<category><![CDATA[bagırsak kanamalarına faydalı şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak kanamalarına faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak solucanları]]></category>
		<category><![CDATA[bağirsaklar icin en faydali içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklar için faydalı gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsakların işlevleri]]></category>
		<category><![CDATA[bagırsaktan çıkaran ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaktan gaz çıkaran ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[BOGAZAGRISI İÇİN FAYDALIŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[BÖĞÜR AĞRISI]]></category>
		<category><![CDATA[bunalma]]></category>
		<category><![CDATA[gaz çıkaran ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[huzursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[karın gazı ne faydalı]]></category>
		<category><![CDATA[pangastrit içinilaç]]></category>
		<category><![CDATA[pekmez ve çörekotu kürü testis iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kalın barsak için faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[şerit böceği düşüren bitkisel ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tıp da bağırsak şerit böceği]]></category>
		<category><![CDATA[usutme ıltıhap ve kabızlık icin sifalı bıtkıler]]></category>
		<category><![CDATA[usutme ve bagirsak agrisi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut kırgınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vucuttan gaz çıkartan bitgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yemeklerin bağırsağa gitmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[bağırsak gazı bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni,bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. bağırsak iltihabı Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc0000;"><strong>bağırsak gazı </strong></span><br />
<strong>bağırsak</strong>larda hissedilen şişkinlik, <strong>bağırsak</strong> gazından kaynaklanır. Nedeni,<strong>bağırsak</strong>ları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>bağırsak iltihabı </strong></span><br />
Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>bağırsak kanaması </strong></span><br />
Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>bağırsak solucanları </strong></span><br />
<strong>bağırsak</strong> solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara <strong>bağırsak</strong>kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar. Yuvarlak kurtlar, Kıl kurtları, Kamçı kurtları, Kancalı kurtlar, Şerit</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>kalınbağırsak iltihabı </strong></span><br />
Daha ziyade <strong>bağırsak</strong>ları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>anus kaşıntısı </strong></span><br />
Anus (şerç); yani sindirim kanalının doğru<strong>bağırsak</strong> denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ateş </strong></span><br />
Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 &#8211; 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı,<strong>bağırsak</strong> iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>basur </strong></span><br />
Son <strong>bağırsak</strong>ta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son<strong>bağırsak</strong>lardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>gazlar </strong></span><br />
Midede veya <strong>bağırsak</strong>larda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>hava yutma </strong></span><br />
Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür. Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava yutma, mide ve <strong>bağırsak</strong> gazlarının oluşmasına yardımcı olur.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>havale </strong></span><br />
Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, <strong>bağırsak</strong> şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>hazımsızlık </strong></span><br />
Sindirimin normal şekilde olmaması ve <strong>bağırsak</strong>ların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>hıçkırık </strong></span><br />
Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, <strong>bağırsak</strong> ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>idrar tutamamak </strong></span><br />
Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise,<strong>bağırsak</strong> solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>incir</strong></span><br />
<strong>bağırsak</strong>ları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ishal </strong></span><br />
İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü, kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar. İshal ve kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. İshale halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare denir. İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması, veya yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, <strong>bağırsak</strong> hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya akciğer hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Neden ne olursa olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay, maden suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez, peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>iştahsızlık </strong></span><br />
Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, <strong>bağırsak</strong> hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora başvurulur.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kabızlık </strong></span><br />
Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozukluğu, <strong>bağırsak</strong> tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kanser</strong></span><br />
Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz. &#8211; Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar &#8211; Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler &#8211; İyileşmeyen yaralar &#8211; Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük &#8211; Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları &#8211; Ben ve siğillerde görülen değişmeler. Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir. &#8211; Beyin ve omurilikte %1 &#8211; Ciltte %10 &#8211; Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6 &#8211; Memelerde %14 &#8211; Sindirim sisteminde %25 &#8211; Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 &#8211; Karaciğer ve safra kesesinde %3 &#8211; Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, ince<strong>bağırsak</strong>, kalın<strong>bağırsak</strong>, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir. Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60&#8242;ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25&#8242;i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10&#8242;u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15&#8242;I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti. Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karaciğer hastalıkları</strong></span><br />
Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir. Karaciğerin görevi : &#8211; Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar. &#8211; Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler. &#8211; Vücudun ısısını ayarlar. &#8211; Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. &#8211; Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar. &#8211; Hormonların görevleri üzerinde etkili olur. Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır. Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri : Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. <strong>bağırsak</strong>larında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karaciğer yetersizliği </strong></span><br />
Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri <strong>bağırsak</strong>larda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karın ağrısı </strong></span><br />
Karın boşluğunda bulunan mide, <strong>bağırsak</strong>lar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kulunç ağrısı </strong></span><br />
Şiddetli ağrılara ve özellikle kalın<strong>bağırsak</strong> kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kusmak </strong></span><br />
Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya <strong>bağırsak</strong> hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır. Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>mide ülseri</strong></span><br />
Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir. &#8211; Tedavi süresince istirahat edin &#8211; Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin - <strong>bağırsak</strong>larınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın &#8211; Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın &#8211; Diş sağlığına önem verin &#8211; Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>öksürük</strong></span><br />
Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır. &#8211; Kuru öksürük Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık,<strong>bağırsak</strong> solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür. &#8211; Nöbet şeklinde gelen öksürükBu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. &#8211; Balgamlı öksürük Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz&#8217;un bir işareti olabilir. Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>romatizma</strong></span><br />
Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve<strong>bağırsak</strong> bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur.3 çeşit romatizma vardır: &#8211; Akut eklem romatizması &#8211; Romatoid artrit &#8211; Dejeneratif romatizma</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>şeker hastalığı</strong></span><br />
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140 mg. Orta derecede 130 mg. 190 mg. Ağır derecede 160 mg. 215 mg. 2 çeşit şeker hastalığı vardır. &#8211; Şekersiz Diabet : Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir. &#8211; Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir. Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir. İki çeşit şeker koması vardır. &#8211; Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, <strong>bağırsak</strong> iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır. &#8211; Şeker Eksikliği Koması : Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir. Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>tifo </strong></span><br />
Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu çomak şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop, çoğunlukla tifolu hastaların dışkılarında veya idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde veya vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur. Tifo salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur. Salgın daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür. Hastalık, mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk ve baş ağrıları görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını hissetmez. Birkaç gün sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye başlar. İştahsızlık, baş ağrısı, burun kanaması, bronşit, mide ve <strong>bağırsak</strong> bozuklukları ile birlikte ishal görülür. İlk belirtilerin ortaya çıkmasını takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir. Göğsünde karnında ve sırtında pire ısırığına benzeyen kırmızı lekeler belirir. Bu günler içinde tansiyon düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın üçüncü haftasında karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır, <strong>bağırsak</strong> kanamaları görülebilir. Bademcikler iltihaplanmış, hasta zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından itibaren, ateş düşmeye ve diğer belirtiler kaybolmaya başlar. Tifo kalbi, beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır. Hastaya süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyva suları, limonata, portakal suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere çekilmiş etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri verilir. Çok su içirilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ülseratif kolitis</strong></span><br />
Stres sonucuda ortaya çıkanbilen ve kalın <strong>bağırsak</strong>la rektumu kaplayan kanamalı yaralar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>verem </strong></span><br />
Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, <strong>bağırsak</strong>lar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.</p>
<hr />
<h2>bağırsak için Şifalı Bitkiler</h2>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>Şifalı Bitkiler</strong></span> &gt; Bitkiler, Bitki Çayları, Meyveler, Sebzeler, Baharatlar</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>acıağaç</strong></span><br />
İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, <strong>bağırsak</strong>, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. <strong>bağırsak</strong> kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>adaçayı</strong></span><br />
Mide va <strong>bağırsak</strong> gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>anason</strong></span><br />
Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve <strong>bağırsak</strong> gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayva</strong></span><br />
İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve <strong>bağırsak</strong>ları kuvvetlendirir. İnce <strong>bağırsak</strong> iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>brokoli</strong></span><br />
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak <strong>bağırsak</strong> ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan &#8216;indole&#8217; adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>buğday</strong></span><br />
Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. <strong>bağırsak</strong>ların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, <strong>bağırsak</strong> ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>çilek</strong></span><br />
Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve <strong>bağırsak</strong> sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>çörekotu</strong></span><br />
İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve <strong>bağırsak</strong> gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>dereotu</strong></span><br />
Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır. Meyveler yatıştırıcı, mide ve <strong>bağırsak</strong> gazlarını önleyici olarak kullanılır. Hazımsızlık ve hıçkırığa tesiri iyidir. Yaprakları da yemek ve salatalarda kullanılır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>dut</strong></span><br />
Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut <strong>bağırsak</strong> solucanlarını söktürür.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>hatmi</strong></span><br />
Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. <strong>bağırsak</strong> iltihaplarını giderir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>havuç</strong></span><br />
Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard&#8217;ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve <strong>bağırsak</strong> kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve <strong>bağırsak</strong> gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>kekik</strong></span><br />
Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. <strong>bağırsak</strong> iltihaplarını iyileştirir. <strong>bağırsak</strong> solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>kuşburnu</strong></span><br />
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve <strong>bağırsak</strong> yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>lahana</strong></span><br />
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. <strong>bağırsak</strong> kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin <strong>bağırsak</strong> kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>nar</strong></span><br />
Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, <strong>bağırsak</strong> hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>soğan ve sarımsak</strong></span><br />
Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da <strong>bağırsak</strong> kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle&#8217;da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>üzerklik</strong></span><br />
<strong>bağırsak</strong> kurdundan prostata, hemoroitten karın ağrısına pek çok hastalığa iyi gelmektedir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>yenibahar</strong></span><br />
Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve <strong>bağırsak</strong> gazlarını giderir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>zencefil</strong></span><br />
İştah açar. Kusmayı önler. <strong>bağırsak</strong> bozukluklarını giderir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>zeytin</strong></span><br />
Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. <strong>bağırsak</strong> solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="gaz çıkaran içecekler">gaz çıkaran içecekler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="gaz çıkaran ilaçlar">gaz çıkaran ilaçlar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="BAGIRSAKAGRISI">BAGIRSAKAGRISI</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="bağırsaktaki gazlar">bağırsaktaki gazlar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="ayaklarımda çekilme ve sık idrara gitme">ayaklarımda çekilme ve sık idrara gitme</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="kalın bagırsak bocekleri">kalın bagırsak bocekleri</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="Karın ağrısına nefaydalı">Karın ağrısına nefaydalı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="mide bulantısı sık sık idrar gitmek">mide bulantısı sık sık idrar gitmek</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="pekmez ve çörekotu">pekmez ve çörekotu</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="şerit böcek">şerit böcek</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="stresten sag bogrumde agri">stresten sag bogrumde agri</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="vücut kırgınlığı">vücut kırgınlığı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="idrarda yumurta beyazı">idrarda yumurta beyazı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="idrara çıkartan bitkiler">idrara çıkartan bitkiler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bagirsak.html" title="gençler için gaz çıkartan ilaçlar">gençler için gaz çıkartan ilaçlar</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/bagirsak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bacak</title>
		<link>http://www.vucut.org/bacak.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/bacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 08:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA["bacakta damar şişmesi"]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi bebek resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi bebek resimlerini göster]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi çocukların fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akondroplazi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[anlık damar şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileğinde çıkan beyaz leke]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta gelincik hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta oluşan beyaz leke]]></category>
		<category><![CDATA[ayaktaki fil hastalıgının tedavisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[bacak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak deri altı beyaz geçici lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[bacak estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[bacak rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bacak rahatsızlıklarının vücuda etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[bacak sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak varisi]]></category>
		<category><![CDATA[bacakda gelincik]]></category>
		<category><![CDATA[bacakda rahatsızlık akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklarda ayakta durmayla oluşan geçici beyaz lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklardaki damar şeklinde beyaz lekeler]]></category>
		<category><![CDATA[bacakları soğuk su ile yıkamak nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[bacakları soğuk suyla yıkamak]]></category>
		<category><![CDATA[BACAKTA BÖCEK ISIRMASI]]></category>
		<category><![CDATA[bacakta damar şişmesi iltihaplanma]]></category>
		<category><![CDATA[bacakta gelincik hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[bacaktaki damar hastaliklari resimli]]></category>
		<category><![CDATA[bacaktaki rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bacaktaki varisler nasıl kaybolur]]></category>
		<category><![CDATA[ballismus nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ballismus sebebi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz bacak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[böcek ısırması ve ani bacakta damar şişmesi nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları akondroplazi olan aileler]]></category>
		<category><![CDATA[damardan böcek ısırması]]></category>
		<category><![CDATA[fil hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gelincik hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ilk çocuk akondroplazi ise ikinci çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kahverengi leke ayak bileginde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve damar hastalığında bacaklarda beyaz lekeler oluşur mu]]></category>
		<category><![CDATA[nanomelia nedir]]></category>
		<category><![CDATA[rahimde gelincik]]></category>
		<category><![CDATA[rahimde kucuk kistler nedir bacaklarda karincalanma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk suyla bacağını sil]]></category>
		<category><![CDATA[varizler]]></category>
		<category><![CDATA[varizlerle köpük]]></category>
		<category><![CDATA[vücutaki varizler nasıl kaybolur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[ağrılı aybaşı hali Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hal, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #002180;"><strong>ağrılı aybaşı hali </strong></span><br />
Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hal, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya <strong>bacak</strong>ların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>akondroplazi</strong></span><br />
Tedavisi olmayan, sebebi bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir. Gövde normal büyüklüte olup, kol ve <strong>bacak</strong>lar anormal derecede kısa ve baş normalden büyüktür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ballismus</strong></span><br />
Kol ve <strong>bacak</strong>ların, istemsiz, şiddetli, atıcı hareketleridir. Bu durum, gövdenin yarısında görüldüğü takdirde, &#8220;hemiballismus&#8221; adını alır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>çocuk felci </strong></span><br />
Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve <strong>bacak</strong>larda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>donmalar </strong></span><br />
Üşümenin en ağır şekline donma denir. Donan kişiyi birdenbire ısıtmamak gerekir. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş vücuda bir battaniye sarıp, ılık bir yere taşımak; orada başı hafif geriye doğru olmak üzere sırtüstü yatırmak, kol ve <strong>bacak</strong>larını soğuk su ile iyice ovmaktır. Limonsuyu ile masaj yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>fibula</strong></span><br />
<strong>bacak</strong>taki iki kemikten dış kısımda olanıdır. Üstte Tibia ile eklem yapar diz eklemi yapısına girmez, altta ise ayak bileği eklemine iştirak eder.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>fil hastalığı </strong></span><br />
Özellikle <strong>bacak</strong>ların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>havale </strong></span><br />
Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve <strong>bacak</strong>ları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>idrar torbası iltihabı </strong></span><br />
İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve <strong>bacak</strong> aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kızamık </strong></span><br />
Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir. Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve <strong>bacak</strong>lara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kuşpalazı </strong></span><br />
Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve <strong>bacak</strong>larda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>nanomelia (nanomeli)</strong></span><br />
Kol ve <strong>bacak</strong>ların anormal şekilde kısa oluşu</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>prostat iltihabı </strong></span><br />
Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve <strong>bacak</strong> ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>prostat kanseri </strong></span><br />
Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve <strong>bacak</strong> aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>rahim iltihabı </strong></span><br />
Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. <strong>bacak</strong>larda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>rahim sarkması </strong></span><br />
Bazı kadınların vajina veya rahimleri <strong>bacak</strong>larının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>raşitizm </strong></span><br />
Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. <strong>bacak</strong> kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>sara</strong></span><br />
Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır. &#8211; Grand Mal : Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve <strong>bacak</strong>ları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir. &#8211; Petit Mal :Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz. İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>sarılık</strong></span><br />
Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır. &#8211; Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur. &#8211; Hepatik sarılık : Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur. &#8211; Obstrüktif sarılık : Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır. Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve <strong>bacak</strong>lara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>tremor </strong></span><br />
Birbirine istenmeyen etkili kas gruplarının dönüşümlü kasılması sonucunda bedenin bazı parçalarında ( kol, el ve <strong>bacak</strong>lar ) görülen istemsiz salınma hareketleri.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>varis </strong></span><br />
Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, <strong>bacak</strong>larda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>yılan sokması </strong></span><br />
Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya <strong>bacak</strong>ta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>yorgunluk </strong></span><br />
Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve <strong>bacak</strong>ları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>zatürree</strong></span><br />
Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır. &#8211; Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir. &#8211; Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve <strong>bacak</strong>larında da ağrılar vardır. &#8211; Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur. Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="bacaklarda damar şeklinde lekeler">bacaklarda damar şeklinde lekeler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="ayakta gelincik">ayakta gelincik</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="bacaklarda beyaz noktalar">bacaklarda beyaz noktalar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="bacaktaki varisler">bacaktaki varisler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="ballismus neden oluşur">ballismus neden oluşur</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="bebek resimlerini göster">bebek resimlerini göster</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="gelincik hastalığı">gelincik hastalığı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/bacak.html" title="vucudumuz soguk yikamak">vucudumuz soguk yikamak</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/bacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayak</title>
		<link>http://www.vucut.org/ayak.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/ayak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:58:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[aç karnına göz kararmasının anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[anemi olan kişilerde hemoglobin düşünce bayılma olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[armuta netür hastalık olur]]></category>
		<category><![CDATA[astazi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[astazi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ayağın ortasına ne denir]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[ayak altında sertlik neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[ayak ameliyatından sonra şişkinlik olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileklerinde şişme ve ağrı kansızlıktan olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bileyinde taş gibi setleşme ne tür bir hastalıktır olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulması]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulması ciddi etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulması şişmeyi giderme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulması sonucu testis şişmesi olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulmasından ayagın boşluga düşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayak burkulmasından sonra olan rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ayak çıbanı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ayak kaşıntısını gidermenin yolu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak ortasındakı boslugun tıbbı adı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ayak sağlığı için bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ayak şişliği kalpden olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[Ayak sıslıgı nasıl ındırılır]]></category>
		<category><![CDATA[ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayak ta bulunan daktilit hastalığı ile ilgi görseller]]></category>
		<category><![CDATA[ayak terlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklarda ağrı varisten olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklarda kansızlık kansere neden olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklarda şişme]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklardaki rahatsızlıkların vücuda etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ayakşişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta fibula rahatsizliklari]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta ödem]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta varis]]></category>
		<category><![CDATA[bacak krampları giderme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[baygınlık hissi gözlerin kararması]]></category>
		<category><![CDATA[bayılmaların sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yetmezliği ayak şişmesine neden olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekteki herhangi bir rahatsızlık ayak parmağının şişmesine neden olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[burkulmaların etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[daktilit]]></category>
		<category><![CDATA[daktilit hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[daktilit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[daktilit tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[damar sert bitki]]></category>
		<category><![CDATA[damar sertliği nedir]]></category>
		<category><![CDATA[diz üstünde acık işme diz altında bacakta sertlik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[diz ve bacak arası sertliği nedir]]></category>
		<category><![CDATA[el ayak şişmesinin karaciğerle ilgisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[el ayak terlemesinde şifalı]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayak titremelerini sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[el ve ayaklarin sismesi ve agrilarin sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[fazla ayakta durunca ayakta şişme olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[felç ayağın şişi nasıl indirilir]]></category>
		<category><![CDATA[felçli ayağın şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[felçli ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[felçli hastalarda ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[FELÇLİ HASTANIN AYAK ŞİŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[fibula agrısı nedır neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[fibula nedir]]></category>
		<category><![CDATA[google tiroid el ayak şişliği]]></category>
		<category><![CDATA[gun ortasinda ayak sismesi]]></category>
		<category><![CDATA[halluks nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalardan]]></category>
		<category><![CDATA[hipotiroidi bacak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iç variste ayak şişmesi olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yollarında eller ayaklarda şişme olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonlarında ayaklarda şime ağrı olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp damar hastalıkları belirtisinde ayak ve el şişme olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp damar hastalıklarında sol ayakta şişme olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalarında bacak ağrısı olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalarında sol tarafta ağrı olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[KANSER HASTALARINDA AYAK ŞİŞMESİ NEDEN OLUR]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli hastalarin vücudunun sismesi]]></category>
		<category><![CDATA[KANSERLİ HASTANIN TENİN KARARMASI]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli hastanın vücudu neden su toplar]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık ayak şişmesine neden olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlıktan bacak sısermı]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlıktan kanser olunurmu]]></category>
		<category><![CDATA[kloroz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[krampta bacak şişmesi olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[malleol nedir]]></category>
		<category><![CDATA[meme hastalıklarında ayaklarda şişme olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri hastasında bacak şişmesi olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[nası neden oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[nevroz isteri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nikris hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nodül kanseri ayakta şimeye neden olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[ödemayakta]]></category>
		<category><![CDATA[olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[rahim alinmasi sonucu]]></category>
		<category><![CDATA[rahim alınması sonucu ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim hastalıklarında el ve ayak şişmesi olur mu]]></category>
		<category><![CDATA[sağ el ve ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sol]]></category>
		<category><![CDATA[sol ayağın şişmesi neyin belirtisidir]]></category>
		<category><![CDATA[sol el ve ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tenin kararması]]></category>
		<category><![CDATA[terlemek soğumak bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid hastasında ayaklarda ağrı olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[trhombosen ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[varis agrilarini giderme yontemleri]]></category>
		<category><![CDATA[varis ameliyatı sonrası bacakta sertlik şişme olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[varis ayak şişmesine neden olurmu]]></category>
		<category><![CDATA[varis ülseri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[vücut neden su toplar ne yapmali]]></category>
		<category><![CDATA[vucut niye su toplar]]></category>
		<category><![CDATA[yatalak hastalarda bacaklarda şişlik sertlik]]></category>
		<category><![CDATA[yüksekten atladım ayağım incindi]]></category>
		<category><![CDATA[yürürken göz karaması]]></category>
		<category><![CDATA[yürürken göz kararması]]></category>
		<category><![CDATA[yürürken göz kararması ve bayılma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[ziyade nevroz isteri ne demek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[ayak ağrıları Çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur. ayak burkulması Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayak ağrıları </strong></span><br />
Çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayak burkulması </strong></span><br />
Yürürken, koşarken veya atlarken <strong>ayak</strong> kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayak çıbanı </strong></span><br />
<strong>ayak</strong> derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayak şişmesi </strong></span><br />
<strong>ayak</strong> şişmesi; uzun süre <strong>ayak</strong>ta durma, dolaşım sisteminin yetersiz olması, gebelik, uzun süre hareketsiz kalma veya incinme, burkulma sonucu ortaya çıkar.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ayak terlemesi </strong></span><br />
<strong>ayak</strong>ların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de <strong>ayak</strong> terlemesine neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>el ve ayak titremeleri </strong></span><br />
Hafif el ve <strong>ayak</strong> titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>astazi </strong></span><br />
<strong>ayak</strong>ta duramama, yürüyememe.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bayılmalar </strong></span><br />
Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre <strong>ayak</strong>ta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>burkulmalar </strong></span><br />
El ve <strong>ayak</strong> bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>daktilit</strong></span><br />
El veya <strong>ayak</strong> parmağı iltihabı</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>damar sertliği </strong></span><br />
Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. <strong>ayak</strong> damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar <strong>ayak</strong>kabı giymekten kaçınmalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>fibula</strong></span><br />
Bacaktaki iki kemikten dış kısımda olanıdır. Üstte Tibia ile eklem yapar diz eklemi yapısına girmez, altta ise <strong>ayak</strong> bileği eklemine iştirak eder.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>halluks</strong></span><br />
<strong>ayak</strong> başparmağı.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>incinmek </strong></span><br />
Herhangi bir eklemin, burkulması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Çoğunlukla <strong>ayak</strong>, el bileklerinde veya diz kapağında görülür. Eklem; incindiği zaman, kısa süren bir ağrı hissedilir. Sonra eklemin bulunduğu yerde şişme, zonklama, morarma görülür. Yapılacak ilk iş, incinen yeri sargı bezi ile sarmak ve üzerine soğuk su dökmektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kalp romatizması </strong></span><br />
Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve <strong>ayak</strong>larda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kalp yetmezliği </strong></span><br />
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır. Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın <strong>ayak</strong> ve <strong>ayak</strong> bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, <strong>ayak</strong> ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır. Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır. Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir: Sigara içmeyin. Yemeklere fazla tuz koymayın. Uykularınızı ihmal etmeyin. İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın. Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kansızlık </strong></span><br />
Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve <strong>ayak</strong> bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karaciğer hastalıkları</strong></span><br />
Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir. Karaciğerin görevi : &#8211; Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar. &#8211; Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler. &#8211; Vücudun ısısını ayarlar. &#8211; Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. &#8211; Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar. &#8211; Hormonların görevleri üzerinde etkili olur. Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır. Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri : Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve<strong>ayak</strong>larında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karaciğer yetersizliği </strong></span><br />
Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve <strong>ayak</strong> şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kloroz </strong></span><br />
Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve<strong>ayak</strong> bileklerinde şişme görülür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>malleol</strong></span><br />
<strong>ayak</strong> ekleminin her iki tarafındaki kemik çıkıntılarına verilen isim.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>nasır </strong></span><br />
Daha ziyade el ve ayağın sürekli olarak sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesi ile meydana gelen ve basılınca ağrı veren sertleşmiş deri tümseğine nasır denir. Nedeni, nasırlaşan bölgeye yapılan basınç ve sürtmedir. <strong>ayak</strong>ta görülen nasırlara çoğunlukla sıkı <strong>ayak</strong>kabılar neden olur.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>nikris hastalığı </strong></span><br />
Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, <strong>ayak</strong> başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ödem </strong></span><br />
Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde, ellerde,<strong>ayak</strong>larda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek hastalıklarıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>raşitizm </strong></span><br />
Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. <strong>ayak</strong>ta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>servi kozalağı</strong></span><br />
Cupressi Çocukların gece işemelerinde, haricen basura ve kokulu <strong>ayak</strong> terlemelerine karşı kullanılır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>siğiller </strong></span><br />
Derinin üst tabakasının büyümesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit virüstür. Tıp dilinde verrü denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir yere bulaşabilir. Daha ziyade, parmak, <strong>ayak</strong> ve yüzün çeşitli yerlerinde, yuvarlak deriden yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar halinde görülür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>siroz </strong></span><br />
Karaciğer dokularının harap olması ve karaciğerin sertleşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme, hazımsızlık ve fazla miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması sonucu görülür. Hastanın karnı su toplar, <strong>ayak</strong> bilekleri şişer, iştahı azalır ve arasıra da kusar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>şeker hastalığı</strong></span><br />
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140 mg. Orta derecede 130 mg. 190 mg. Ağır derecede 160 mg. 215 mg. 2 çeşit şeker hastalığı vardır. &#8211; Şekersiz Diabet : Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir. &#8211; Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir. Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve <strong>ayak</strong> titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir. İki çeşit şeker koması vardır. &#8211; Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır. &#8211; Şeker Eksikliği Koması : Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir. Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>titremek </strong></span><br />
Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve <strong>ayak</strong> titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>varis </strong></span><br />
Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni <strong>ayak</strong>ta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de <strong>ayak</strong> bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre <strong>ayak</strong>ta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>varis ülseri </strong></span><br />
Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. <strong>ayak</strong> bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır.</p>
<h2>ayak için Şifalı Bitkiler</h2>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>hayıt</strong></span></p>
<p>İdrar söktürür. Sancıları keser. Aybaşı kanamalarını düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir. Karın ağrısı ve ishali keser.<strong>ayak</strong> şişlerini indirir. Akrep ve arı sokmalarında kullanılır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>kına ağacı</strong></span><br />
<strong>ayak</strong> terlemesine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatrın üzerine bağlanırsa fayda görülür. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder, saçları besler ve kuvvetlendirir.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="meme kanserinde bacak ağrısı olurmu">meme kanserinde bacak ağrısı olurmu</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="vücüt neden su toplar">vücüt neden su toplar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="ayagim incindi">ayagim incindi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="fibula agrısı">fibula agrısı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="vücutnedensutoplar">vücutnedensutoplar</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="yatalak hastalarda ayak şişmesi">yatalak hastalarda ayak şişmesi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="ayakta nodül">ayakta nodül</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="yatalak hastada ayak şişmesi">yatalak hastada ayak şişmesi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="felçli ayakta şişme olurmu">felçli ayakta şişme olurmu</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="bacakta kanser olurmu">bacakta kanser olurmu</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="parkinson hastalığı ayak şişmesi yapar mı">parkinson hastalığı ayak şişmesi yapar mı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="sağel şişmesi">sağel şişmesi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="seker hastalığında ayak şişliği nasıl indirilir">seker hastalığında ayak şişliği nasıl indirilir</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="sol ayak damarhastalığı böbrek olurmu">sol ayak damarhastalığı böbrek olurmu</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/ayak.html" title="yürürken bayilma hissi">yürürken bayilma hissi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/ayak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anüs</title>
		<link>http://www.vucut.org/anus.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/anus.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 10:08:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[anilingus nedir]]></category>
		<category><![CDATA[anüs hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[anüs nedir]]></category>
		<category><![CDATA[anüs rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[anüs rahatsızlıkları için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[anüsten cıkan gazın pis kokması]]></category>
		<category><![CDATA[cildimizdeki karaciğer bozuklukları resimli]]></category>
		<category><![CDATA[fistül nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gazın kokmaması için]]></category>
		<category><![CDATA[makat hastalıkları resimli]]></category>
		<category><![CDATA[makattan gelen gazın pis kokmaması için ne yapılmalıdır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[anüs Makat, sindirim kanalının bitiş kısmı. anilingus anüsün bir başka kişinin ağzıyla, diliyle ya da yabancı bir cisimle uyarılması. fistül Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc0000;"><strong>anüs</strong></span><br />
Makat, sindirim kanalının bitiş kısmı.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>anilingus </strong></span><br />
<strong>anüs</strong>ün bir başka kişinin ağzıyla, diliyle ya da yabancı bir cisimle uyarılması.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>fistül </strong></span><br />
Çoğunlukla <strong>anüs</strong> yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karaciğer hastalıkları</strong></span><br />
Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir. Karaciğerin görevi : &#8211; Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar. &#8211; Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler. &#8211; Vücudun ısısını ayarlar. &#8211; Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. &#8211; Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar. &#8211; Hormonların görevleri üzerinde etkili olur. Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır. Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri : Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, <strong>anüs</strong>ten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.</p>
<h2>anüs için Şifalı Bitkiler</h2>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>buğday</strong></span></p>
<p>Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağ<strong>anüs</strong>tü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="anüs rahatsızlıkları">anüs rahatsızlıkları</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="gazin pis kokmasi">gazin pis kokmasi</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="gazin pis">gazin pis</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="anüs hastalıkları">anüs hastalıkları</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="gazın kokması">gazın kokması</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="anilingus nedir">anilingus nedir</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="makat hastalıkları resimli">makat hastalıkları resimli</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="makat gazının pis kokması">makat gazının pis kokması</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="makat kokması">makat kokması</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="makatın kokması">makatın kokması</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="resimli fistül">resimli fistül</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="anilingus">anilingus</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="gazın kokmaması için ne yapılır">gazın kokmaması için ne yapılır</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="çıkan gazın kokması kötümüdür">çıkan gazın kokması kötümüdür</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/anus.html" title="bebeklerde gazın kötü kokması">bebeklerde gazın kötü kokması</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/anus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer</title>
		<link>http://www.vucut.org/akciger.html</link>
		<comments>http://www.vucut.org/akciger.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 10:03:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>igokcek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[7 gündür kan tükürme]]></category>
		<category><![CDATA[ak cigere faydalı yiyecek icecekler]]></category>
		<category><![CDATA[ak ciğere faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[AKCİGER FAYDALI]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[akçiğer hastalıkları ile ilgili faydalı besinler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer için faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[akciger için faydalı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[akciger icin ne faydalidir]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer iyileşmesi için yenilmesi uygun besinler]]></category>
		<category><![CDATA[AKCİĞER KAN TÜKÜRMEK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanserinde kan tükürmek ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[akçiğer kanserle faytalı meyvalar]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[akciger rahatsızlıkları için zararlı yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer sağlığı yiyecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[AKCİGER SOLUNUM YOLLARI İÇİN YARARLI YİYECEKLER]]></category>
		<category><![CDATA[akçiğere faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[akcigere faydalı olan meyve sebzeler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere faydalı sebze ve meyveler]]></category>
		<category><![CDATA[akcigere faydali yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere iyi gelen besinler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere iyi gelen besinler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere iyi gelen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere iyi gelen bitkiler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[AKCİGERE İYİ GELEN MEYVE SEBZELER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere iyi gelen yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğere yararlı vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerler ve solunum için faydalı şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[akciğre faydalı yiycekler hangileridir]]></category>
		<category><![CDATA[akciyere faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[astım nedir]]></category>
		<category><![CDATA[brokoli akciğer kanserinden korurmu]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[buzun akçiğrlere zararları]]></category>
		<category><![CDATA[cigere iyi gelen]]></category>
		<category><![CDATA[cigerlerde kist kan tükürme]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi yararlı içecek hangisidir]]></category>
		<category><![CDATA[göğüste su toplanması nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gozlere faydali yiyecek ve icecek nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[GOZLERE YIYECEK VE ICECEK NE IYI GELIR]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi şifalı bitki ak ciğere faydalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[hilus nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ishal nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ishalken sıcak sut ıcılırmı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve akciğer için faydalı meyve sebzeler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği ve kan tükürme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliginde kan tukurulur mu]]></category>
		<category><![CDATA[kan tükürme stres]]></category>
		<category><![CDATA[kan tükürme ve kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kan tükürmek]]></category>
		<category><![CDATA[kan tukurmek neden ileri gelir]]></category>
		<category><![CDATA[kan tükürülen akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli hasta neden tükürür]]></category>
		<category><![CDATA[kronik bronşite faydalı içecekler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[kronik tüberküloz hastalığını tedavi eden şifali bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[neden kan tükürülür]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[plörezi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[plöreziye iyi gelen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[VEREM HASATALIĞI TEDAVİSİNDE YARDIMCI SEBZELER]]></category>
		<category><![CDATA[yogurt hangi cigere faydalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[zar kanserine ne faydalı yıyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.vucut.org/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[astım Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #002180;"><strong>astım </strong></span><br />
Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, <strong>akciğer</strong>lerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>bronşit </strong></span><br />
<strong>akciğer</strong>lere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>göğüste su toplaması </strong></span><br />
Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. <strong>akciğer</strong>lerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>hilus</strong></span><br />
Organlarda büyük damar ve sinirlerin, <strong>akciğer</strong>lerde solunum yollarının giriş kapısı.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>ishal </strong></span><br />
İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü, kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar. İshal ve kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. İshale halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare denir. İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması, veya yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya <strong>akciğer</strong>hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Neden ne olursa olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay, maden suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez, peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kalp yetmezliği </strong></span><br />
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır. Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır. Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya <strong>akciğer</strong> hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır. Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir: Sigara içmeyin. Yemeklere fazla tuz koymayın. Uykularınızı ihmal etmeyin. İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın. Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kan tükürmek </strong></span><br />
Tıp dilinde hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. <strong>akciğer</strong> kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kanser</strong></span><br />
Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz. &#8211; Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar &#8211; Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler &#8211; İyileşmeyen yaralar &#8211; Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük &#8211; Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları &#8211; Ben ve siğillerde görülen değişmeler. Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir. &#8211; Beyin ve omurilikte %1 &#8211; Ciltte %10 &#8211; Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6 &#8211; Memelerde %14 &#8211; Sindirim sisteminde %25 &#8211; Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 &#8211; Karaciğer ve safra kesesinde %3 &#8211; Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı altında, <strong>akciğer</strong>, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir. Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60&#8242;ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25&#8242;i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10&#8242;u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15&#8242;I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti. Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>karina</strong></span><br />
Trakeanın (nefes borusu), sağ ve sol <strong>akciğer</strong>lere girmeden önce ikiye ayrıldığı kısıma verilen ad.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>kist hidatik</strong></span><br />
Bazı organlarda (daha çok karaciger, <strong>akciğer</strong>, beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>mukolitik</strong></span><br />
Mukus&#8217;u eriten anlamındadır. Yani, <strong>akciğer</strong>lerde oluşan ve katılığı nedeniyle çıkarılmakta güçlükle karşılaşılan mukus&#8217;un (balgam) kıvamını azaltarak, atılmasını sağlayan ilaçlar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>nefes darlığı </strong></span><br />
Tıp dilinde dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, <strong>akciğer</strong> hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>plevra</strong></span><br />
<strong>akciğer</strong>leri ve göğüs kafesinin iç yüzünü örten zar.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>plörezi</strong></span><br />
Plevra iltihabı. <strong>akciğer</strong>in üzerini örten plevra ile göğüs duvarını örten iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesi.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>pulmoner</strong></span><br />
<strong>akciğer</strong> veya <strong>akciğer</strong>lerle ilgili.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>pulmoner arter</strong></span><br />
<strong>akciğer</strong>in büyük besleyici arteri.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>subplevral</strong></span><br />
<strong>akciğer</strong> zarının altında.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>şişmanlık </strong></span><br />
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, <strong>akciğer</strong> hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>tifo </strong></span><br />
Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu çomak şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop, çoğunlukla tifolu hastaların dışkılarında veya idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde veya vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur. Tifo salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur. Salgın daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür. Hastalık, mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk ve baş ağrıları görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını hissetmez. Birkaç gün sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye başlar. İştahsızlık, baş ağrısı, burun kanaması, bronşit, mide ve bağırsak bozuklukları ile birlikte ishal görülür. İlk belirtilerin ortaya çıkmasını takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir. Göğsünde karnında ve sırtında pire ısırığına benzeyen kırmızı lekeler belirir. Bu günler içinde tansiyon düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın üçüncü haftasında karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır, bağırsak kanamaları görülebilir. Bademcikler iltihaplanmış, hasta zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından itibaren, ateş düşmeye ve diğer belirtiler kaybolmaya başlar. Tifo kalbi, beyni, böbrekleri, <strong>akciğer</strong>leri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır. Hastaya süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyva suları, limonata, portakal suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere çekilmiş etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri verilir. Çok su içirilir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>uykusuzluk </strong></span><br />
Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya<strong>akciğer</strong> hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>verem </strong></span><br />
<strong>akciğer</strong> veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer <strong>akciğer</strong> de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>zature (pnömoni)</strong></span><br />
<strong>akciğer</strong> dokusunun iltihabı. Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişmekle birlikte, genellikle birincil ya da ikincil mikroorganizmaların yol açtığı akut ya da subakut hastalık tablolarını belirten bir terimdir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>zatülcenp </strong></span><br />
<strong>akciğer</strong>leri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya <strong>akciğer</strong>absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir.</p>
<p><span style="color: #002180;"><strong>zatürree</strong></span><br />
Halk arasında <strong>akciğer</strong> iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır. &#8211; Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had <strong>akciğer</strong> iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir. &#8211; Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır. &#8211; Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, <strong>akciğer</strong> ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur. Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez.</p>
<h2>akciğer için Şifalı Bitkiler</h2>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>Şifalı Bitkiler</strong></span> &gt; Bitkiler, Bitki Çayları, Meyveler, Sebzeler, Baharatlar</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>brokoli</strong></span><br />
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve <strong>akciğer</strong> kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan &#8216;indole&#8217; adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>çamfıstığı</strong></span><br />
Bronşit, verem, <strong>akciğer</strong> hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>havuç</strong></span><br />
Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard&#8217;ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da<strong>akciğer</strong> kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>ökseotu</strong></span><br />
Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve <strong>akciğer</strong> kanamalarında kullanılır.</p>
<ul><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğere faydalı besinler">akciğere faydalı besinler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğere faydalı yiyecekler">akciğere faydalı yiyecekler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciger için faydalı yiyecekler">akciger için faydalı yiyecekler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğer için faydalı besinler">akciğer için faydalı besinler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akçiğerlere faydalı besinler">akçiğerlere faydalı besinler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğere faydalı">akciğere faydalı</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciere">akciere</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğere faydalı bitki">akciğere faydalı bitki</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğere faydalı bitkiler">akciğere faydalı bitkiler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciğer faydalı yiyecekler">akciğer faydalı yiyecekler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akçiğere yararlı besinler">akçiğere yararlı besinler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="ciğere faydali bitkıler">ciğere faydali bitkıler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akciyere">akciyere</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akçigere yararlı yiyecekler">akçigere yararlı yiyecekler</a></li><li><a href="http://www.vucut.org/akciger.html" title="akcigere faydali sebzeler">akcigere faydali sebzeler</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.vucut.org/akciger.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

